UKRAYNA BİR NATO-RUSYA SORUNUDUR, NOKTA…

ARDAN ZENTÜRK

Rusya’nın eski Sovyet coğrafyasında RUS AZINLIKLAR MESELESİ’ni kaşıyarak yayılmacı strateji izlemesi tabii ki Türkiye’nin yakından takip edeceği husustur. Üstelik, bu, Balkanlar-Karadeniz-Kafkasya stratejik hattı açısından en önemli gündem maddesidir.

Ukrayna’nın doğusundaki Donbass bölgesi bu stratejinin devamında fiili işgal altına girdi. O topraklarda Rus nüfusu koruma amaçlı Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyetleri bu amaçla kuruldu. Kırım bu amaçla ilhak edildi.

Kırım’ın ilhakı sürecinde Rus lider Putin’in, “Sovyetler Birliği dağıldığında güçsüz kalmıştık, bu nedenle, bize dayatılan politikaları kabullenmek zorunda kaldık, ama dönem değişmiştir, o dönemde yaşanılan hataları düzeltme zamanı gelmiştir” yönündeki sözleri arşivlerde duruyor.

Aslında işaret fişeği, 2008 yılında Güney Osetya krizi bahanesiyle, Gürcistan topraklarının bir bölümünün bu ülkeden fiilen koparılıp alınmasıydı. Dünya bunu gördü, buna rağmen 2014 Ukrayna-Rusya Savaşı bu süreçte geldi…

Rus Ortodoks Kilisesi’nin merkezinde yer aldığı güçlü bir SLAV MİLLİYETÇİLİĞİ ile karşı karşıyayız. Suriye ve Libya örnekleri gösterdi, kolay Müslüman öldürüyor, Batı ile sürdürdüğü bilek güreşi doğrultusunda Müslüman coğrafyanın diktatör veya diktatör adayı işbirlikçilerini kullanarak kendine yer ediniyor. Suriye’deki Beşar Esed, Libya’daki Halife Hafter “tipik” örneklerdir.

Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin Moskova Patrikliği’nden ayrılıp İstanbul’a bağlanması ise tarihin kırılma noktasıdır. Son dönemde, yalnız Türkiye değil, bütünüyle Avrupa, Bosna-Hersek’in kurucu bileşenlerinden bünyesindeki Sırp Cumhuriyeti’ne dönük Rusya’nın hakimiyet kurma manevralarıyla cevaplarını alıyor. Moldova’nın Ukrayna sınırı boyunca uzanan Transdinyester Krizi ise Avrupa’nın orta yerinde Moskova’nın zamanını kurgulayacağı bir saatli bomba olarak varlığını koruyor.

UKRAYNA MESELESİ BİZİM ULUSAL SORUNUMUZ DEĞİLDİR…

Rusya ile inişli-çıkışlı ilişkimiz var. Nasıl olduğu konusunda henüz iddiaların sonlanmadığı 2015’teki Rus uçağının düşürülmesi sonrasında yaşadıklarımız, bu devletle ilişkimizi ikili gerginlik noktasına sürüklemeden devam ettirmenin iyi olacağını gösteren bir işarettir.

Burada vahim olan, kontroden çıkma eğilimi gösteren bir TÜRK-RUS KRİZİNDE ABD VE AVRUPALI MÜTTEFİKLERİN TÜRKİYE’NİN YANINDA NE KADAR YER ALACAĞININ BÜYÜK BİR SORU İŞARETİ TAŞIMASIDIR…

Doğu Akdeniz’de karşımıza donanmalarıyla dikilen, Rusya karşısında bizi Suriye ve Libya coğrafyasında yalnız bırakan müttefiklerin(!) bir krizde yanımızda yer alacaklarının hiç bir garantisi bulunmamaktadır.

Bu nedenle, Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelinski’nin son Türkiye ziyareti sonrasında ortaya çıkan, RUSYA’YA KARŞI TÜRKİYE-UKRAYNA İTTİFAKI görüntüsünün derhal dağıtılması için Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’na önemli görev düşüyor.

UKRAYNA, TÜRKİYE’NİN TEK BAŞINA ÇÖZMEYE ÇALIŞACAĞI BİR SORUN DEĞİLDİR, DOĞRUDAN RUSYA-NATO İLİŞKİSİNİ İLGİLENDİREN BİR SORUNDUR…

O coğrafyada Rusya ile ikili sorun yaşamıyoruz.

Türkiye, Karadeniz’de kalıcı barış ve istikrarı sağlayacak denge politikalarını NATO ZEMİNİNDE yürütmek, Rusya ile Ukrayna, özellikle de KIRIM TATAR SORUNU nedeniyle ikili bir kriz yaşama riskini önlemek zorundadır.

Türk-Rus ilişkisinin KIRIM TATAR SORUNU nedeniyle ikili krize dönüşmesi, en çok bu konuda bir ülkenin arkasına sığınıp, gölgeden kurşun sıkmaya çalışacak Avrupalıları memnun edeceği, buna karşılık Türkiye’yi tek başına cepheye sürükleyeceği de açıktır.

Ürettiğimiz SİHA’ların, Dağlık Karabağ Savaış’nda gösterdiği üstün performansın gölgesinde Ukrayna ordusuna yüksek sevki ise, yakın gelecekte iki sonuç doğuracaktır:

  1. Rusya, Türkiye’nin Ukrayna ordusuna sağladığı SİHA desteğini, bu ülkeyi, Amerikan yönetimi ile birlikte “savaşa teşvik etme” olarak algılayacaktır. Yüksek ihtimal bugün de algılamaktadır.
Pishchal electro-magnetic gun

2. Rus savunma sanayinin en son IDEX 2021’de sergilediği pek çok yeni anti-SİHA sistemlerinden en gelişmiş olanı olarak kabul edilen REPELLENT PATROL (fotoğrafta) elektronik savunma sistemlerini Ukrayna ordusu elindeki Türk SİHA’larına karşı kullanma ve diğer çatışma bölgeleri için deneyim kazanma şansı doğuracaktır. Bu sistem, bir SİHA’nın çalışması sırasında yaydığı tüm elektronik dalgaları 20 km.’den tespit edip bir piyade erinin kullanabileceği hafif bir sistem ile o SİHA’yı havada bloke edebilmek yeteneğine sahiptir.

Türkiye’nin Ukrayna üzerinden Rusya ile gireceği bir bilek güreşi yok. Ülkede patlak veren yersiz MONTRÖ TARTIŞMALARI’na Moskova’dan gelen açıklamaların yorumsuz karşılanması da yakın gelecekte de böyle bir niyet olmadığını göstermesi bakımından önemli.

BIRAKIN UKRAYNA SORUNUNU ÇÖZEBİLECEKSE ABD-AVRUPA TRANS-ATLANTİK İTTİFAKI ÇÖZSÜN, TÜRKİYE DE NATO ORTAK KARARLARI DOĞRULTUSUNDA HAREKET ETSİN…

BU BİR NATO-RUSYA SORUNUDUR, NOKTA…