Sayın Başkan, o adamları kaderine bırakın…

Ardan ZENTÜRK

Türkiye’nin “BEKA MÜCADELESİ”nde rotasını belirleyen “STRATEJİ MERKEZİ” neresidir, kimlerden oluşur, bilemem, ama son dönemde anladığım esas konu, eğer böyle bir merkez varsa, ciddi bir zamanlama ve gerçekleri analizde sorunları olduğudur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, son açıklamasında, ABD Başkanı Biden’ı, Suriye’de demokrasiyi güçlendirmede ortaklığa davet etmesi, bunu gösteriyor. İyi niyetle yapılmış olabilir ama, zamanlama ve olabilirlik hesabı açısından hatalı.

U.S. Is Caught Between Ally Turkey and Kurdish Partner in Syria - WSJ
  1. Joe Biden liderliğinde, Güvenlik Başdanışmanı Jake Sullivan, Kuzey Afrika ve Ortadoğu Direktörü Brett McGurk, Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Savunma Bakanı Lloyd Austin’den oluşan ana ekibin Suriye’ye demokrasi götürme gibi bir gayreti yok!..
  2. Aksine, PKK-YPG ittifakını güçlendirerek Suriye’nin bunda böyle asla, eskisi gibi siyasi gücü Şam’da merkezileşmiş bir devlet yapısına kavuşmaması, ülkenin kuzeydoğusunda, kuzey Irak’takini benzer bir “fiili devlet yapılanmasının” güçlenmesi yönünde kararlılığı mevcut.
  3. ABD’nin “Suriye demokrasisi”(!) ile hiçbir ilişkisinin olmadığını, PKK-YPG’nin kontrolü altındaki bölgede tesis edilen diktatörlük, farklı etnik gruplara karşı geliştirilen sistematik baskılar, kadınlara dönük şiddet, çocukların asker yapılması uygulamalarından anlıyoruz. Bütün bu suçlar, ABD’nin gözü önünde ve bilgisi dahilinde gerçekleşiyor.

Yani, ABD’nin oraya buraya demokrasi taşıma, “demokratik istikrar” temelli uygulamalar yapma gibi bir stratejisi yok, o, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde zamanla birleşerek “ikinci İsrail” formatını yakalayacak bir çabanın içinde…

Böyle bir Amerika, ne Suriye’de ne da başka bir Afrika-Ortadoğu coğrafyasında Türkiye ile ortaklık kurmaz!.. Eğer Ankara’da böyle bir beklenti varsa ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, yazıya konu olan son açıklamasını bir “iyiniyet gösterisi”nin ötesinde “samimi” olarak yapmışsa, işimiz zor demektir.

PKK-YPG’yi 2014’ten bu yana binlerce TIR silah ve mühimmatla desteklemiş, terör örgütünün kontrolüne bıraktığı bölgeye artık, GELİŞMİŞ HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ taşıyan ve bir gün, er-geç İncirlik’ten kovulacağını bildiği için Yunanistan’ın tamamını   Amerikan üssüne çeviren bir devletle neyin uzlaşması sağlanabilir?

Sayın Başkan, Joe Biden yönetimine dönük bekle-gör politikasının bir sonu olduğunu millet kuşkusuz görmek ister.

  • MISIR-SUUD-BAE VE DİĞERLERİ…

Türk dış politikasına dönük esen rüzgar, ülkenin “yalnız kaldığı” ve etrafındaki kuşatmaya dönük “yeni adımlar atması gerektiği” yönündeki düşüncelerden oluşuyor…

Mısır’la arayı düzeltmek, İsrail ile masaya oturmak, Katar üzerinden Suudi Arabistan ve BAE ile “normalleşme süreci” yaşamak gibi düşünceler bunlar…

Sıradan, kolay, haritaya bakan sıradan bir beynin düşünebileceği, stratejik olmaktan çok günü kurtarmaya çalışan taktik manevra talepleri…

Türkiye’yi bölgesel/küresel sistemde “panik atak geçiren” ve telaş içinde dostluk arayan bir devlet haline düşürmekten başka bir işe yaramaz.

Philia Forum a 'bridge' between Europe, Mideast: Greek official | Arab News

Türkiye’ye karşı fikirsel değil tepkisel, bu nedenle de stratejik değil, taktik bir ittifak kurmuş olan Yunanistan-İsrail-BAE-Suudi Arabistan-Mısır, Ankara’da artan uzlaşma arayışlarını, geleceğe dönük bir istikrar çabası olarak değil, ZAFİYET olarak görüyorlar.

Bunda haklıdırlar.

TÜRK EKONOMİSİNİN, BİR TÜRLÜ, MİLLİ BEKA EKONOMİSİNE DÖNÜŞTÜRÜLMEMİŞ OLMASI, HEP SÖZÜ EDİLEN YAPISAL REFORMLARIN YAŞAMA GEÇİRİLMESİ YERİNE MALİ TEDBİRLER İLE AYAKTA KALMASI ÇABASI, MUHATAPLAR TARAFINDAN YAKINDAN TAKİP EDİLEN BİR HUSUSTUR…

BU DEVLETLER TÜRKİYE’DEN BÜYÜK ÖDÜN KOPARMA İHTİMALLERİ OLMADAN MASAYA OTURMAYACAKLARDIR…

Bu devletleri “kazan-kazan” zemininde masaya çekecek tek güç, Türkiye’nin bölgede “kaos oluşturma gücünü” kullanmasıdır. Yükselen kaos, rahatların kaçması demektir.

  • KAYBEDENLER KULÜBÜ İLE UĞRAŞMANIN ANLAMI YOK…

Donald Trump’ın gidişi, Türkiye’yi belirli konularda zorlayacaktır. ABD’nin HALKBANK DAVASI üzerinden atak gerçekleştireceği, bu arada, FETÖ kaçaklarını bir diaspora olarak kullanarak insan hakları ve demokrasi konusunda siyasi kuşatma başlatacağı bilinen gerçektir.

Ama, Joe Biden’ın seçilmesiyle bölgede kaybeden yalnız Türkiye midir, hayır…

Biden yönetiminin İran’la nükleer pazarlığa oturması, Filistin’i kollayan bir politikayı sergilemeye başlaması, İsrail ve başbakanı Netanyahu için fırın ağzı sıcaklığında gelişmelerdir.

Ama, bölgeyi çok iyi takip eden, kıdemli meslektaş, David Hearst’ün Middle East Eye’daki son makalesinin başlığı anlamlıdır: Arap “yat zirvesi” kumpasçıları düştü…

Hearst yazısında, Donald Trump Beyazsaray’a doğru yürürken, Lübnan asıllı Amerikalı işadamı, hüküm giymiş pedofil, Trump’ın seçim finansmanının önemli ismi George Nader’in girişimiyle 2015 yılında Kızıldeniz’de bir yatta bir araya gelen Arap liderlerin bugünkü durumunu ele alıyor…

David Hears yine Middle East Eye’da 2018 yılındaki yazısında 2015 Kızıldeniz yat buluşmasının kahramanlarını gündeme getirmişti.

Tanıdık isimler bunlar, sonradan Suudi Arabistan Veliaht Prensi olan, Cemal Kaşıkçı’nın infazcısı, Muhammed bin Selman, BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed, Bahreyn veliaht Prensi Selman, Mısır’ın askeri diktatörü Abdülfettah el-Sisi ve Ürdün Kralı Abdullah…

Hearst’e göre, İsrail ile ilişkilerin kurulması, bu arada, Ortadoğu coğrafyasının yeniden yapılandırılmasında ABD+İsrail ittifakı ile çalışma kararı alan bu kadro, Suriye, Irak, Libya, Yemen’de kan dökülmesine, Filistin davasının satılmasına, hatta 2013’te Mısır’da başarıyla uygulanan darbenin bir benzerinin 15 Temmuz 2016’da Türkiye’de tekrarlanmasına neden oldu.

Bu ekibin ayakta kalıp, hedeflerine ulaşmasında Trump esas adamdı, bu nedenle, Joe Biden’ın eski bir konuşması ısıtılarak Türk kamuoyunda “Trump yanlısı” dalga oluşturulmasını şahsen anlamış değilim. Trump kalsaydı, Türkiye çevresindeki kuşatma bugünkünden çok daha pervasız kimlik taşıyacaktı.

Söz konusu yat ekibinden Kral Abdullah çok telaşlı, son olarak Riyad’a uçtu, yüksek ihtimal ne olacak halimiz görüşmesi yaptı, Suudi Arabistan, Biden ekibinin Yemen’de İran yanlısı Husiler’i terör örgütü listesinden çıkarıp görüşmeye başlamasının hayal kırıklığını yaşıyor, zaten bir açıklama veliaht prensin kral olma sevdasının önünü tıkamış durumda, BAE, Mısır ve Bahreyn , Washington’dan insan hakları ihlalleri alanında berbat mesajlar alıyorlar…

Ortadoğu aslında, sırtlarını İsrail’e dayayarak güçlü görünme menavraları gerçekleştiren Donald Trump döneminde işi, Katar’ı işgal planına kadar varmış bir liderler topluluğundan oluşuyor…

Şu sıralarda, Türkiye’nin, bu devletlere dönük “açık kapı diplomasisinin” zamanı değil, bırakalım, taşlar yerine otursun, yeni gelecekleri biraz bekleyelim…

Elleri kanlı, demokrasi düşmanı, Türkiye’yi yıkmaya çalışan bu kadroya el uzatmanın alemi yok, bırakalım, kaderlerini yaşasınlar…