Sayın Başkan, bu bankalar ülkeyi batırır…

Ardan ZENTÜRK

Son dönemde en çok duyduğumuz cümlelerden biri, “piyasa yüksek faizi bekliyor” oldu… Cümleye şöyle bir baktığınızda, orta yerde durmuş-oturmuş bir piyasa, bu piyasanın tanınmış kurumları ve hatta yakından izlediğimiz, yayın organlarının ekonomi sayfalarında görüşlerine rastladığımızda dikkatle not aldığımız isimleri olduğunu düşünebilirsiniz…

Gerçekte, böyle bir piyasa yok!.. Sayıları ancak onlu rakamlar ile ifade edilebilecek çok yüksek mevduata sahip (bu ülkede toplam mevduatın yüzde 52’si, nüfusun binde 8’ine -yüzde 1 bile değil- aittir) insanlar ile Wall Street adıyla namlanmış küresel finans oligarşisinin uzmanlığı hırsızlıkla karıştırmış karakterlerinden ibaretttir.

(Prof.Sedat Aybar, özellikle Wall Street’teki küresel hırsızları çok güzel anlatır: Bunlar paradan para kazanma sistemleri ile Türkiye gibi ülkeleri kolay hedefe oturtur. Akşam iş çıkışı takıldıkları barlarda hangi ülkenin üzerine gidip o ülkeyi yüksek faize zorlayacaklarını sohbetlerini yapar, sabah da işe koyulurlar, hedeflerine ulaştıklarında yine akşam parti zamanıdır.)

Türkiye’de GERÇEK PİYASA, asla yüksek faiz istemez!..

Gidin Anadolu’nun organize sanayi bölgelerine konuşun sanayiciler ile birinden bile yüksek faiz talebi duyamazsınız. Çiftçiye gidin, KOBİ’lere gidin, ekmeğinin derdindeki GERÇEK İNSANLARA gidin, bırakın yüksek faizi desteklemeyi, lanetleme cümleleri duyarsınız…

Anlı-şanlı ekonomi uzmanları, köşe yazarları… Sorun bunlara “kimdir bu yüksek faiz isteyen piyasa aktörleri” diye alacağınız cevap kem-kümdür… Nasıl itiraf etsin, ben bu yazıları memleketteki nakit zenginleri ile küresel finans baronları için yazıyorum diye…

SİSTEM BASİT VE ÖLDÜRÜCÜDÜR

Türkiye gibi yükselen ekonomileri “yüksek cari açık-acil dış borç arayışı” sarmalına sürükleyen sistem, aslında basit ama BİR MİLLET İÇİN ÖLDÜRÜCÜDÜR…

  1. AÇIĞI KAPATMAK İÇİN ACİL DIŞ KAYNAK ARAYIŞINA YÖNLENDİR,
  2. FAİZLERİN YÜKSELMESİNİ SAĞLA,
  3. ASLINDA MADDİ KARŞILIĞI OLMAYAN, EKRAN ÜZERİNDE OLUŞTURDUĞUN MİLYAR DOLARLARI BU ÜLKENİN BANKACILIK İSTEMİNE SOK,
  4. YEREL PARA ÜZERİNDEN SAĞLANAN YÜKSEK GELİRİ, İŞ DOYMA NOKTASINA GELDİĞİNDE TEKRAR DOLARA ÇEVİR, BU YOLLA YEREL PARANIN DEĞER KAYBETMESİNİ SAĞLA
  5. ARKANDA YÜKSEK FAİZE MAHKÜM, YEREL PARASI DOLAR-AVRO KARŞISINDA DÜŞMÜŞ BİR ÜLKE BIRAK, ÇIK GİT…

Bir ülke bu sarmala girdiği an, biter. Erdoğan’ın yüksek faiz oranlarına karşı mücadelesini “dini hassasiyet” çerçevesinde topluma pomlayıp, ülke ekonomisinin geldiği bu noktada yüksek faize mahküm olduğunu söyleyenler de bu öldürücü sömürü sisteminin borazanlarıdır…

Youtube kanalım için söyleşi yaptığım Polis Akademesi’nin genç ve birikimli öğretim üyesi Doç. Levent Yılmaz’ın net ifadesiyle, “Yüksek faiz Türk ekonomisinin beline vurulmuş kazmadır…”

İzlemek için:

BANKACILIK SİSTEMİ SÖMÜRÜ DÜZENİ BEKÇİSİDİR

Doç. Yılmaz o söyleşide altını önemle çizdiğim şu sözleri de ifade etti: Türkiye’de bankacılık sistemi yüksek faiz, kısa vade ve orantısız teminat üzerine oturmuştur. Bu uygulamanın önündeki banka kelimesini kaldırın, karşınıza tefecilik tarifi çıkar…

Altına imzamı atarım.

Bir KOBİ’nin mesela, 4 milyon TL’lık kredi talebini, hem dünyanın en yüksek faiz oranı ve dünyanın en kısa vadesiyle değerlendirip, üstüne de 50 milyon TL’lık mal varlığına ipotek koymanın, kredi ödemelerinde yaşanabilecek çok geçici bir zorluğun veya ülke ekonomisinde yaşanılan “kriz” başlıklı bir gelişme sonra “krediyi geri çağırma”nın tarifi nasıl yapılabilir: TEFECİLİK’tir…

Dünyanın, KOVİD19 etkisiyle “kıtlık riskini” göğüslemeye çalıştığı bir dönemde, çiftçinin kendi elinde olmayan makro nedenler sonucu kredisini ödeyememesini, traktörüne el koyarak cevaplayan bir bankacılık sisteminden(!) söz ediyoruz…

Bir türlü YATIRIM BANKACILIĞINA dönemeyen, memleketin önünü açacak projelere uzaktan bakan, yatırımcının yanında olmaktansa, kısa vadede başına bela olmaya çalışan, MEVDUAT BANKACILIĞI ile ülke vatandaşını kredi kartları, tüketim kredileri ile sürekli borçlandıran bir sistemden(!) söz ediyoruz…

Doç.Yılmaz şunu da söyledi: Bankalar ekonomi iyi giderken kar ediyor, kriz oluyor yine kar ediyor, büyüme yüksekken kar ediyor, büyüme eksilere indiğinde de kar ediyor, bir kurum her şart altında kar etmeyi sürdürüyorsa orada güçlü bir oligarşi var demektir…

Sayın Erdoğan…

Türk ekonomisinden yapısal reformlardan söz edilen bir dönem yaşıyoruz, tamam, gerekiyor ama, bence siz, bu ülkenin geleceğini kurtarmak için işe, bankacılık sisteminden başlayın…

Bu sistem böyle giderse, YATIRIM BANKACILIĞI, projelere ortak kimliğiyle sistemin merkezine oturmazsa ve Merkez Bankası kararları içteki üç-beş kişinin dıştaki Wall Street hırsızlarının isteği doğrultusunda yüksek faiz sarmalına yakalanırsa, korkarım, yakında yapılandıracağımız ekonomimiz de olmayacak…