“İSLAMİ ANTİSEMİTİZM” SAÇMALIĞI HIRİSTİYANLARIN ELLERİNİ YIKAMASIDIR…

Ardan ZENTÜRK

Yahudiler, Müslümanlar’ın peygamberini öldürmediler. Yahudiler, sırtına bir haçı yükleyip, başındaki dikenli taçla son yürüyüşünü yaptırarak Hz.İsa’yı öldürdüler.

İsa peygamberin çarmıha gerilmesiyle yaşanılan o korkunç öykünün detaylarınımerak edenler, 2004 yılı yapımı, yönetmenliğini Mel Gibson’un yaptığı “The Passion of Christ”  filmini izleyebilirler. İsa’yı canlandıran aktör Jim Caviezel’in büyük katkıda bulunduğu o acı yüklü sahneler, “ilahi suçun” bütün yönlerini aktarır.

Judas’ın ihanetine uğrayan Hz. İsa’yı Yahudiler yakalar ve Romalılara teslim ederler, film peygamberin son 12 saatini, özellikle çektiği büyük işkenceyi çarpıcı biçimde aktarır.

Din kitaplarında ne yazıyorsa, onu izlersiniz beyazperdede… Yaşanmış… Gerçek…

Ama, Mel Gibson, bu film nedeniyle, anti-semitik, yani “Yahudi düşmanı” ilan edilmiş küresel Yahudi lobisinin başarılı sinemacının meslek yaşamının ciddi krize girmesine neden olmuştu!..

Dünyanın geldiği nokta budur, Hıristiyanlar, peygamberlerine yapılanları anlattıkları an, artık “Yahudi düşmanı” ilan edilmekle suçlanabilirler!..

  • “YAHUDİ DÜŞMANLIĞI”, HIRİSTİYAN KÜLTÜRÜNÜN PARÇASIDIR…

Oysa, “Yahudi düşmanlığı”, Hıristiyan kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Dini anlayışlarının temelinde Hz.İsa’nın çektiği çile, çarmıha gerilerek öldürülmesi ve bu ilahi öykünün merkezinde de Yahudiler’in parmak izi bulunur…

Bu nedenle, mesela, tarihi kayıtlara geçen ilk Yahudi katliamının 1096 yılında, Birinci Haçlı Seferi başladığı günlerde Almanlar’ın Rhineland bölgesinde yaşanmış olması bir tesadüf müdür, tabii ki hayır…

Hıristiyanların Yahudilere dönük etnik temizlik ve katliam saldırılarının tarihçesi, sayfalar dolusu yazı demektir. Mesela, bugün karşımıza Evanjelizm olarak çıkan “Hıristiyan Siyonizm”in ana vatanı İngiltere’nin Kralı 1.Edward’ın 1290 yılında ülkedeki tüm Yahudileri dışarı attığını kimse hatırlamak pek istemez, İngiliz toprağına Yahudi ayağının basması yasağı, anca, 1657’dea Cromwell tarafından kaldırılabilmişti.

Katoliklerin İspanya’da 1348’de başlayan ve 1492’ye kadar aralıklı olarak süren Yahudi katliamları, ancak Osmanlı’nın gemi gönderip İber yarımadasındaki tüm Yahudileri almasıyla sonlanabilmişti.  Yalnız Katolikler mi, Ortodoks coğrafya, Rusya başta, sürekle kendini tekrarlayan katliamlar yaşadı, 1821-1906 arası korkunç olaylar izlendi.  Hıristiyanlık reformcusu Martin Luther’in saydığı üç düşman, 1-Katolik kilisesi, 2-Müslüman Türkler ve 3- Yahudiler’di…

Nazilerin 'ölüm kampı' Auschwitz, 75 yıl önce kurtarıldı - Sputnik Türkiye

Nihayetinde insanlık, Nazi Almanyası’nın Berlin’in yanıbaşında 1942 ocak ayında toplanan Wansee Konferansı ile kararlaştırılan “Nihai Çözüm” kararıyla 2’nci Dünya Savaşı’nda milyonlarca Yahudi’nin toplama kamplarında yakılarak yok edilmesine tanıklık etti.

Bütün bu asırlar boyunca, Yahudiler, Osmanlı tarafından korundular ve en rahat yaşamı da Müslüman toplumların içinde elde ettiler…

  • İSRAİL KARŞITLIĞI, YAHUDİ DÜŞMANLIĞI MI?..
Protestors burn a makeshift Israeli flag in Berlin

İsrail kurulmasaydı, hadi kuruldu diyelim, Müslüman toplumlara karşı bu ölçüde acımasız stratejiler geliştirmeseydi, bir sorun yaşanmayacaktı.

İsrail, Müslüman coğrafyanın ortasına yerleştirilmiş bir ileri karakol kimliğiyle, “Hıristiyan emperyalizminin” hedefleri doğrultusunda inşa edildi. Günümüzde, bu devleti kayıtsız-şartsız destekleyen Evanjelik Hıristiyan kanadın, Kudüs’ün tamamını ele geçirmiş, Mescid-i Aksa’yı yıkarak yeni Süleyman tapınağını kurmuş bir İsrail’in “Mesih”in gelişine yol açacağına ve sonrasında tüm insanlığın Hıristiyan olacağına dayalı ilahiyat düşüncesi bile, Yahudiler’i büyük bir savaşın ön cephesinde kullanmaktan başka nedir?

Büyük bir aşağılık kompleksi de yaşıyorlar. Hitler aslen Avusturyalı’ydı ve Avusturya, Yahudi soykırımında  Naziler’in bir numaralı yol arkadaşıydı, ülkenin “İslam düşmanı-ırkçı başbakanı Stephen Kurz’un, Mescid-i Aksa baskını ve Gazze katliamı sürecinde çalıştığı başbakanlık binasına İsrail bayrağı çekmesini nasıl anlatabiliriz?

Aynı ülkenin İçişleri Bakanı Karl Nehammer’in ülkede gerçekleştirilen Filistin yanlısı gösterilerde “Yahudi düşmanlığı” görmesi, hatta bu gelişmenin perde arkasında da Erdoğan’ın olduğunu söylemesi, nasıl bir tarihsel günah çıkarma ayinidir?

Bitmedi, Almanya’nın Bavyera eyaletinin İçişleri Bakanı Joachim Herrman’ın da benzer düşüncelere sahip olması, bir tesadüf olarak görülebilir mi?

Almanya, belli ki, kanlı tarihi ve yaptıkları karşısında yaşadığı panikle, Gazze’de hunharca katledilen Filistinli çocukları değil, o katliama karşı çıkan vicdan yüklü insanları hedef almayı tercih ediyor.

Almanya Federal Meclis Başkanı Wolfgang Schäuble de hafta sonu gerçekleşen gösterilerde antisemitist hareketler karşısında dehşete düştüğünü ve görüntülerin “dayanılmaz” olduğunu söylüyor.  Bild gazetesine demeç veren Schäuble, Ortadoğu’da yaşanan çatışmaların Almanya’da çözülmeyeceğini ve çatışmaların “Yahudi Almanlar pahasına buraya taşınmasına izin verilmeyeceğini” ifade ediyor.

Sol Parti’nin dış politika sözcüsü Gregor Gysi  ise yeni kavramların peşinde… Şu cümlesi telaş içinde yeni bir kavram ürettiğini gösteriyor: “Almanya’da İslami antisemitizm ile de bir sorunumuz var”

“İslami antisemitizm” aslında dedeleri, Yahudileri Auschwitz gibi kamplarda yakmış bir milletin kendisini unutturmak için ürettiği saçmalıktır, ne tarihi ne ilahi karşılığı olmayan bir kavramdır…

Netanyahu ile görüşen Merkel, Gazze'den İsrail'e yönelik füze saldırılarını  sert şekilde kınadı | Independent Türkçe

Angela Merkel ile Joe Biden’ın, Gazze’deki çocuk katliamını “İsrail’in kendini koruma hakkı” zemininde görmeleri de Hıristiyan dünyanın elindeki kanı yıkama telaşından başka bir anlam taşımamaktadır.

  • IRKÇILIĞA KARŞI ÇIKMAK ANA SİYASETTİR…

İsrail ırkçı bir devlettir. Kendisinden olmayanı aşağılayan ve yok etmeyi hedefleyen kimlik taşımaktadır.

1932’de New York’ta doğup, örgütlediği anti-Arap/anti-Müslüman ırkçı hareket ile tanınan, hatta bir dönem İsrail Meclisi’nde milletvekili de olan Haham Meir Kahane’in günümüzdeki takipçileri, aşırı sağcı-ırkçı partilerin son seçimde toplam  yüzde 72 oranında oy almaları açık belgedir.

1990 yılında bir Mısırlı tarafından öldürülen Kahane’in Yahudi topraklarından Araplar atılacak, Fırat-Dicle havzasına kadar uzanan “vaad edilmiş topraklarda” büyük İsrail kurulacak fikri üzerinden yürüyen İsrail siyasetinin bugün Gazze’de sergilediği katliamcı kimlik şaşırtıcı değildir.

Aliya İzzebtbegoviç, bir millet için en büyük yenilginin savaştığı düşmanına benzemek olduğunu söylemişti…

Yahudiler, Hıristiyan toplumların “ırkçı” geleneğini sahiplenerek bu büyük hataya yönelmiş durumdalar.

Hristiyan-Yahudi ortak kültür dairesinin aynaya bakarak yaptıkları analizlerde düştükleri büyük hatayı burada düzeltmekte yarar var:

MÜSLÜMAN’DAN IRKÇI ÇIKMAZ, IRKÇIYA DERSİNİ ER-GEÇ VEREN SAVAŞÇI ÇIKAR…