HDP’nin kapatılması, ABD’nin sinsi beklentisidir…

Ardan ZENTÜRK

Stratejide muhatabınızın muhtemel tepkisini bilmek ve o tepkiye ayarlı adım atmak önemlidir.

Muhatabınız (düşmanınız/rakibiniz) atılan o adım sonrasında önceden tasarlanan kararı verecek, tepkiyi gösterecek ve siz de, o tepkiye göre ayarlanmış yeni atakla yolunuza devam edeceksiniz…

“Stratejik bilek güreşlerinin” temelinde yatan ana düşünce budur, keşke, yaşam, bizim günü birlik taktik kararlarımızla sürüklediğimiz kadar kolay olsaydı.

Ama değildir…

Satranç oynayanlar bilirler, piyonların rutin açılış hamlelerinden sonra, asıl oyun, fil ve atın devreye girmesi, ilerleyen hamlelerde de vezirin ortaya çıkmasıyla yaşanır, oyunun kaderini belirleyecek taşların doğru hamleleri sonucu da işaret eder…

PKK’nın Gara denilen bir bölgede mağarada tuttuğu 13 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını infaz etmesi için “çok güçlü yürek yemiş olması” gerekir…

Türkiye Cumhuriyeti ile 1983’ten bu yana mücadele etmeye çalışan bir terör örgütünün başındaki dinazorlar, bunun muhtemel sonuçlarını, bugün TV’lerde laf, köşelerinde kalem oynatan pek çok insandan çok daha iyi bilirler…

Türk devleti, bu infazlardan sonra PKK renklerinin gölgesinin düştüğü her yerde taş üstünde taş bırakmayacaktır, örgüt, zaten 2015’ten bu yana girdiği yok oluş tünelinin içinden çıkmanın çırpınmalarını yaşarken, bir de yeni gelecek baskıları göğüslemeye çalışacaktır…

Kandil’deki örgüt elebaşları için her şeyi söyleyebiliriz ama “APTAL OLMADIKLARI” açık bir gerçektir…

Bu infazın sonucunda doğabilecek ortamı en iyi tartacak olanlar da onlardır… (Selahattin Demirtaş’ın cezaevinden hemen olayı açıkça kınaması bu konuda sivil siyaset kanadının yaşadığı telaşı sergilemesi açısından önemlidir.)

O zaman, ortaya şu gerçek çkıyor: BİR GÜÇ, PKK KADROSUNU, BU İNFAZ KARARINA SÜRÜKLERKEN “MERAK ETME BEN SENİ KORUYACAĞIM” DEDİ…

  • AMAÇ HDP’NİN KAPATILMASI SONRASI MI?..

“Kürt sorunu” olarak adlandırılan konunun, bugün Türkiye’nin iktidarını oluşturan CUMHUR İTTİFAKI’nın YUMUŞAK KARNI olduğunu biliyoruz…

AK Parti gibi, oy oranını tek başına yüzde 52’lere kadar taşımış bir partinin içinde, farklı görüşlerden kadroların olması doğaldır. KİTLE PARTİLERİ İKTİDARA BİRDEN FAZLA SİYASİ EĞİLİMİ BİRLEŞTİREREK YÜRÜRLER… (Kurucu listesinde ve zamanında genel başkan yardımcılığı koltuğunda Mir Dengir Mehmet Fırat’ın olduğu bir partiden söz ediyoruz.)

AK Parti’nin “Kürt sorununa esnek yaklaşımı” önceleyen isimlerinden dönemin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, 2014 yılında hem de Diyarbakır’da “Çözüm Süreci Çalıştayı”na başkanlık ederken, MHP lideri Devlet Bahçeli, o süreçle ilgili ağzına geleni söylüyordu…

Herkesin bildiğini milletten saklamaya gerek yok, o dönem çözüm sürecini planlayıp uygulayan AK Parti içindeki ekip, Temmuz 2015 itibariyle PKK’ya karşı başlayan hendek-barikat operasyonları sürecinde etkisiz hale getirilmeseydi, bugün Cumhur İttifakı diye bir gerçek olabilir miydi, hayır…

Benzer zorluk, MHP için de geçerlidir… Devlet Bahçeli, kendi parti tabanının AK Parti’nin son tahlilde metropol ve güneydoğudaki Kürt oylarını kollayan politikaları çerçevesindeki tutumuyla rahatsızlık yaşandığını görmüyor mu, görüyor.

MHP liderinin aylardır süren “HDP kapatılmalıdır” kampanyasının neden kaynaklandığını sanıyorsunuz, tabii ki, Türkiye’de yükselen bir MİLLİYETÇİ DİP DALGANIN varlığını tespit ediyor ve bu DİP DALGANIN KONTROLDEN ÇIKMASINI ÖNLEYECEK söylem geliştiriyor.

AK Parti’nin “cumhur müttefiki” Bahçeli’nin “HDP kapatılmalıdır” kampanyasına sessiz kalması, örgütün 13 vatandaşımızı katletmesi sonrasında bu konuya bir adım yaklaştığını gösteren tutum değişikliği dikkat çekicidir.

Bu gelişmeden sonra HDP kapatılabilir mi, yüksek ihtimaldir. Milliyetçi-muhafazakar tabanda esen rüzgar kapatılması yönündedir…

BİR YAZAR OLARAK HDP’NİN KAPATILMASINI BİR DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK SORUNU OLARAK GÖRÜR MÜYÜM, HAYIR, GÖRMEM, AKSİNE, DEMOKRASİLERİN KENDİLERİNİ KORUMA HAKKI OLDUĞUNA VE SİLAHLI KANADI OLAN PARTİLERİN DEMOKRATİK KİMLİK TAŞIMADIĞINA İNANIRIM…

Ama, anti-emperyalist mücadelede cepheyi, bütün kanatlarından görmek gerektiği de önemli bir gerçektir.

  • YENİ PARTİ KURMAYACAKLAR…

Gördüğüm, Kandil ve bağlantısında ABD’nin, Gara’da 13 vatandaşımızı katlederek HDP’nin kapatılma sürecini güçlendirdikleri yönündedir.

Bahçeli’nin “milliyetçi tabanı diri tutmak” ve aynı zamanda AK Parti içinde fırsat kollayan “yeniden çözüm süreci lobisini” durdurmak için sürdürdüğü siyasi kampanya, bu lobinin  de devre dışı kalmasıyla yeni bir rotaya doğru yönlenmiş görünüyor.

AÇIK OLAN GERÇEK, HDP’NİN KAPATILMASI HALİNDE YERİNE HEMEN YENİ BİR PARTİNİN KURULMAYACAĞIDIR…

Partinin kapatılması, HDP’nin 6 milyon olarak hesaplanan seçmeninin MİLLET İTTİFAKI’na, bu ittifak bünyesindeki “milliyetçi/Atatürkçü(!)” kanatlarda rahatsızlık oluşturmadan yönlendirilmesini sağlayacaktır.

CHP-İP hattında şekillendirilmiş MİLLET İTTİFAKI açısından HDP, hazmı çok zor, hatta yutulması çok zor bir lokmadır. Buna karşılık HDP’nin kapatılmasıyla, bu partinin CHP ile fiili bütünleşme şansı doğmaktadır.

Bu, yaşanmış bir tarihi vakadır: Şevket Süreyya Aydemir’in “ikinci adam” olarak isimlendirdiği İsmet İnönü’nün oğlu Erdal İnönü, başkanı olduğu SHP ile dönemin HDP’si HEP’i ittifaka götürmüş ve 1991 seçimine ortak listeyle girmiştir.

Bu ittifak sonrasında SHP’nin oy oranı güneydoğuda yüzde 35’lere çıkarken Karadeniz ve Orta Anadolu’da ciddi düşüşler yaşamıştı.

Bugünün CHP’si açısından “1991 Ruhu” olarak adlandırılan o siyasi denemeden benzer bir oy düşüş korkusu yoktur, çünkü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu,  “bizim uşaktur” diyen Karadenizliler ile HDP seçmeninin ortak oyuyla o makama seçildi!..

İnönü, HEP ile yaptığı seçim ittifakında ülkenin milliyetçi hassas kesimlerinde oy kaybı yaşamıştı ama, “partisiz kalmış” HDP hareketiyle milletvekili listeleri üzerinden imzalı-mühürlü/kağıt üstünde değil, fiili olarak ittifak kurmuş bir CHP’nin aynı sonucu yaşamayacağı açıktır.

Bu tür bir ara formül, İP için de, “Bu CHP’nin kendi bünyesindeki bir meseledir, biz o işe karışmayız, önemli olan terörizmle kararlı mücadeledir” gibi söylemlerle aşılabilecek kimlik taşımaktadır.

SON SÖZ: Amerika Birleşik Devletleri ve içimizdeki güçlü lobisi, 13 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının bir mağarada infaz edilmesine ne tür bir tepki göstereceğimizi çok iyi biliyordu… Anladınız siz beni…