ERDOĞAN-BAHÇELİ İDDİALARI MECLİS ZEMİNİNE TAŞIMALI…

Sedat Peker’in Türk kamuoyunu etkileyen açıklamalarının bir “siyaset mühendisliğine” dönüşmesine izin verilemez ama, konu ortada bırakılamaz. Burada Meclis’e çok iş düşüyor.

Ardan ZENTÜRK

Sedat Peker’in açıklamaları sürüyor, bu yazı kaleme alındığında 7’nci video henüz yayınlanmıştı, iddiaların Mehmet Ağar üzerinden 90’lı yılların, devleti zaman içinde hayli kirleten “gayrı nizami harp” dönemine doğru ilerlemesi dikkat çekici…

PKK, siyaset bilimi açısından incelendiğinde tam bir narko-terör örgütüdür, bu yapısıyla, 1980’li yıllarda Nikaragua’daki solcu Sandinist yönetime karşı ABD desteğinde mücadele eden contra-gerillalardan farkı yoktur.

CİA ve Pentagon, Soğuk Savaş yıllarında istenmeyen rejimlere karşı geliştirdikleri “vekalet savaşlarında” kullandıkları milis ve gerilla gruplarını Amerikan Kongresi’nin denetimindeki bütçeler üzerinden destekleyemedikleri için çareyi, uyuşturucu gelirlerinin bu yapılara aktarılmasında bulmuşlardı.

Nikaragua’daki aşırı sağcı, contra-gerillaların kokain ticaretinin bizzat CİA tarafından örgütlendiği, Amerikan varoşlarında yaşayan Afrika kökenli gençliğin kokainman olmasının yolunun açıldığı ve bu pazardan sağlanan paraların gerilla grubuna aktarıldığı 1996 yılında ortaya çıkmıştı.

PKK da aynı yöntemle oluşturulmuş bir örgüttür. ABD’nin Suriye’de YPG ile sağladığı ittifaka kadar, bu örgüte dönük Amerikan mali desteğinin izlerini resmi kayıtlarda bulamazsınız, örgüt, Afganistan’dan yine CİA’nın bilgisi dahilinde Batı’ya akan eroinin Avrupa’daki dağıtımından varlığını güçlendiren bir kimliğe sahiptir.

Bu kimlik, 90’lı yıllarda, terörle mücadele kurumlarında ciddi bir çürümeye, devletin derin kesimiyle yakın bağı olan bazı çetelerin uyuşturucu pazarına entegrasyonuna ve haliyle belirli makamlarda beklenmedik zenginleşmelere de yol açtı.

Yargıtay Mehmet Ağar'ı akladı

TBMM’nin Susurluk Komisyonu Raporu incelendiğinde, uyuşturucu baronlarının Avrupa’da ceplerindeki “Yeşil Pasaportlar” ile nasıl dolaştıklarının sorgulandığı görülür.

PKK’nın narko-terör kimliğiyle yakınlıkları bilinen Behçet Cantürk, Recep Kuzucu, Enis Karaduman, Fevzi Aslan ve kardeşi Şahin Aslan, Savaş Buldan ile akrabaları Adnan Yıldırım ve Hacı Koray; Sakarya-Bolu-Hendek ‘ölüm üçgeni’nde infaz edilmiş halde bulunmalarıyla aynı dönemde “devletin derin kimliğinden kaynaklandığı” ifade edilen siyasi infazlar , Bahriye Üçok, Turan Dursun, Çetin Emeç, Musa Anter, Uğur Mumcu, Kazım Çiloğlu, Ahmet Taner Kışlalı suikastlerinin aynı döneme rastlaması bir tesadüf olabilir mi, hayır.

DERHAL ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMALI…

Sedat Peker’in kim tarafından desteklendiğini bilmiyoruz, ne tür bir yapıyla ilişki içinde Birleşik Arap Emirlikleri gibi Türkiye açısından hayli şaibeli bir adrese ulaştığını ve hayli iyi planlanmış yayınların kimlerin desteğinde yapıldığından haberimiz yok.

Yayın, istihbarat servislerinin “vekil örgütleri” olarak adlandırılan mafya üzerinden Türk iç siyasetinde bir kaos çıkarmak amaçlıysa, bunun adım adım gerçekleştiğini söylemeliyiz.

Sedat Peker'den Yeni Video: 'Hakkımda Soruşturma Açıldığı Bilgisini Süleyman  Soylu Verdi' - onedio.com

Arkasındaki gri noktalar yüksek, adeta bir sisler bulvarından gelen bulanık görüntü, net ses havası veren bu tür bir atak karşısında “siyaset mühendisliğinin” devreye girmesine izin veremeyiz.

Demokrasilerin iyi yönü, dönemsel olarak kirlenmenin şu veya bu nedenle ortaya çıkması ve devamında konunun temizlenme şansının bulunmasıdır.

Demokrasilerde parlamentolar esastır.

Kirliliğin soruşturulduğu nokta, öncelikle parlamentolardır.

Siyasetin üzerine çullanan bu gelişmeden kurtuluşun tek yolu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni devreye sokmaktır.

AK Parti ve MHP’nin muhalefet partileriyle uzlaşma içinde bir ARAŞTIRMA KOMİSYONU kurulmasının yolunu açması ve kamuoyunun yakından izlediği bu iddiaların araştırılmasının önünü açması esastır.

Bu, öncelikle, Süleyman Soylu’yu rahatlatacak yoldur.

Siyasetin, ortaya dökülen ve kamuoyunun çok geniş bir kesimi tarafından dikkatle takip edilen iddiaları görmezden gelmesi, sessizlikle karşılaması ve araştırılmasını önleyici tavır alması, özellikle iktidar ittifakı açısında KAOTİK SON hazırlar…

Susurluk Komisyonu’nun Refah Partili Başkanı, AK Parti kurucu üyesi, Mehmet Elkatmış’ın şu sözlerini önemsiyorum:

Türkiye geçmişinden ders çıkartmıyor. Ne zaman çıkardı ki? Yıllarca siyasette bulundum. Bugün geldiğimiz ortama bakın. Toplumun ortak bir sorunu var ve siyaset çözüm üretemiyor. Böylesi nerde görülmüş. İncelersin, gerekeni yaparsın. Mecliste komisyon kurarsın. Niye olmuyor bunlar? Çünkü Türkiye’de gerçekten adalet yok. Adalet hepimizin olmazsa olmazıdır. Devletin, halkın güvencesidir. Ortaya bir kirli ilişkiler ağı dökülmüşse bunun araştırılması, soruşturulması elzemdir. Adalet içinde, hukuk içinde araştırılması yapılmalıdır.

Böyle…