BİR ZİRVEDEN DÜNYA STRATEJİSİ ÇIKARMAK, VAHİMDİR!..

Ardan ZENTÜRK

Medyanın, Soğuk Savaş yıllarının oligarşik vesayet dönemine has hastalıklara rotalandığı ilginç bir dönem yaşıyoruz.

Hayır, her geçen gün daha fazla gazetecinin “kirli medya” ilişkilerine adlarının karışmasından söz etmeyeceğim, derdim, Erdoğan-Biden buluşmasıyla ortaya çıkan tablo…

Türk liderlerinin Amerikan başkanlarıyla buluşmaları özellikle Soğuk Savaş yıllarında iç politika dengelerinin de önemli unsuruydu. Amerikan Başkanı ile işleri hale-yola koymuş Türk siyasetçisinin bir adım öne çıktığı günler yaşadı bu ülke…

Özellikle Soğuk Savaş- oligarşik vesayet yılları medyası açısından Türk-Amerikan buluşmaları “yakın olunan siyasetçinin” parlatılması açısından uygun bir zemindi…

DEMİREL O YUMRUĞU VURMADI AMA…

Tarih: 9 Mayıs 1977, yer: Londra…

A file photo dated May 9, 1977 shows that Turkey's former Prime... News  Photo - Getty Images

Siyaset tarihimize İkinci Milliyetçi Cephe hükümeti olarak geçmiş koalisyon hükümetinin başbakanı Süleyman Demirel NATO Zirvesi çerçevesinde Amerikan Başkanı Jimmy Carter ile buluştu…

Buluşma, Brüksel’de 14 Haziran 2021 pazartesi günü gerçekleşen Erdoğan-Biden buluşmasından farklı değildi. Çünkü, Amerika, 1974 Kıbrıs Harekatı sonrasında, o dönem Amerikan Senatosu’na seçilmiş en genç senatör ünvanı taşıyan bugünün Başkanı Joe Biden’ın etkin çalışmalarıyla Türkiye’ye karşı silah ambargosu koymuştu.

Demirel-Carter buluşması, iki kavgalı müttefikin gelecekteki ilişkileri ve silah ambargosunun kalkması açısından önemliydi.

Türk basını en ağır isimleriyle Londra’daydı, herkes Demirel-Carter buluşmasından ciddi bir kavga bekliyordu.

Zirve sürerken, dışarıda bekleyen gazetecilerin yanına dönemin Anadolu Ajansı Genel Müdürü Atilla Onuk geldi ve “Boş yere buralarda beklemeyin, zirveyle ilgili haber geçildi, gazetelerinize ulaştı” sözleriyle dikkat çekti.

Ertesi gün, genel yayın müdürleri Londra’da bulunan iki Türk gazetesi hariç tüm gazeteler, “Demirel masaya yumruğunu vurdu, ambargonun hesabını sordu” başlıklarıyla çıkmıştı…

Vahim olan, Demirel masaya yumruk falan vurmamıştı…

Dışişleri yetkilileri AA ve TRT genel müdürlerine bilgilendirirken, “Başbakan zirvede masaya yumruğu vurmakta kararlı” demişler, bu sözler de Türkiye’ye böyle yansımıştı.

Haberleri değerlendiren başbakan yardımcısı Necmettin Erbakan’ın, “O Amerikan başkanının masasına yumruk vurmaz, olsa olsa takla atar” sözleri de koalisyon hükümetinin sonunu getirmişti…

VÜCUT DİLİNDEN YORUMLAR FALAN…

AFP ve Reuters'tan yeni algı çalışması: Cumhurbaşkanı Erdoğan-Biden  görüşmesini bu fotoğrafla servis ettiler - Yeni Şafak

Reuters haber ajansının algı operasyonu ile geçtiği Erdoğan’ı Biden karşısında “ezik” gösteren fotoğrafın muhalif yayın organlarının çok hoşuna gitmiş olması, aslında geçmiş hastalıkların devamını göstermesi bakımından önemli…

Amerikan Başkanı karşısında “ezik” Türk lider görüntüsü, her zaman muhalefetin kullandığı bir görüntüdür. Başkan Clinton’un, Oval Ofis’te Ecevit’le görüşürken, kendi kültürü açısından son derece doğal bir sohbet görüntüsü vermesi, yıllardır, son fotoğraf nedeniyle Reuters’i ve kullanan yayın organlarını kınayan siyaset tarafından ne kadar çok kullanılmıştı…

Ecevit'in Oval Ofis'teki o fotoğrafının aşırı acıklı hikayesi - fikriyat

Demek, hangi siyaseti temsil ederse etsin, bir Türk liderini Amerikan Başkanı karşısında “ezik” gösteren bir görüntü üzerinden siyaset yapmak güzel bir seçenek değilmiş… Demek, fotoğraf dediğin saniyelik bir anı belgeleyen bir kavrammış!..

Bir NATO zirvesinde, liderleri vücut dilinden yorumlar üretmek, bu çerçevede de yakın olunan siyaset için zemin oluşturmak eski bir vesayet dönemi medya alışkanlığıdır. “Eski Türkiye” diye bir kavram öne çıkıyorsa, o zaman “yeni Türkiye”de bu tür yorumların olmaması gerekir.

ASLOLAN VAKUR DURUŞTUR, GERİSİ LAFTIR…

Erdoğan-Biden buluşmasında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nda beklenen tek gerçek “vakur duruştur…”

Joe Biden, Amerikan Kongresi’ndeki Rum-Yunan-Ermeni lobisinin kıdemli senatörüydü, Barack Obama döneminin Başkan Yardımcısı olarak, önce 17-25 Aralık, devamında da 15 Temmuz saldırılarında parmak izleri olan bir karakterdir.

Özellikle 15 Temmuz işgal amaçlı kanlı saldırısından haftalar sonra Ankara’ya şöyle bir uğrayıp bir de “siz burada Atari oynuyorsunuz sanmıştık” diye saçmalaması nasıl unutulabilir.

Böyle bir karakter ile “ilişkilerin zaman içinde düzeleceğini” söylemek nasıl bir yaklaşımdır bilemem, ama, Joe Biden ile bugüne kadar Türkiye’ye karşı sürdürdüğü hasmane tutum nedeniyle “mesafeyi korumak” esas olmalıydı…

Zirveyi yorumlayan “hükümete yakın” gazetecilerin 45 dakikalık bir görüşme ve 30 ülke liderini bir araya getiren bir günlük NATO zirvesinden nasıl “dünya lideri Türkiye” çıkardıklarını anlamam mümkün değil…

Aksi tarafta, muhalif yayın organlarının, kaçak FETÖ’cülerin sosyal medyada sergiledikleri yönde, algı amaçlı yanlış bir fotoğraftan “küçültücü yayın şehveti” oluşturmalarını da anlamış değilim…

BÜYÜK DEVLET OLMAK, AMERİKAN LİDERİNİN SANA KARŞI SERGİLEDİĞİ TUTUMLA DEĞİL, KENDİ İLKELERİN DOĞRULTUSUNDA GÜÇLÜ ADIMLAR ATMAKLA MÜMKÜNDÜR…

Bir zirveden bu kadar yorum çıkartan ama bu arada iki devlet arasındaki çok ciddi sorunlara hiç değinmeyen bir medya ile nereye kadar gideriz bilemiyorum…