A3+ABD: Batı’da toparlanma süreci başladı…

Ardan ZENTÜRK

Amerika Birleşik Devletleri’nin son dört yılını şekillendiren, -eski- Başkan Donald Trump’ın “Herşeyi ben kendi başıma hallederim” anlayışının yerini, yeni bir stratejik yapılanmanın aldığı süreç yaşıyoruz.

Gelişme, son 4 yılda hayli sarsılmış ABD-Avrupa transatlantik ittifak yapılanmasının güçlenmesi ve bu ittifakın hedefindeki ülkeler açısından zorlu günler yaşanacağının işaretlerini veriyor.

Takvimlerin, 5 Şubat 2021 Cuma gününü gösterdiği saatlerde, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, dünya küresel diplomasisinde ayak seslerini duymaya başladığımız Amerikalı mevkidaşları Antony Blinken ile İran’ı konuştular.

Bu, Trump döneminde, “Ben tek taraflı kararımı alır, sonra kim bana katılıyor, kim sorun çıkartıyor ona bakarım” politikasının terk edildiğini, aksine, Batı açısından “sorunlu bölgelerde” yeni ve hızlı çalışan bir İTTİFAK MODELİ’nin yapılandırıldığını gösteren bir gelişmeydi.

Nitekim, görüşme sonrasında Heiko Maas, “Dört dışişleri bakanı, geleneksel trans-Atlantik yeniden güçlendirmeyi ve bölgesel sorunlarda birlikte hareket etmeye karara bağlamışlardır” açıklamasını yaptı.

Dominic Raab da, “2018 yılında Trump’ın aldığı kararla Amerika’nın çekildiği İran nükleer anlaşmasının geleceğini, E3 ülkeleri olarak (İngilizce’den; Avrupa üçlüsü, A3 olarak adlandırılacak) yeni dönemde neler yapılabileceğini konuştuk” dedi.

Hatırlatma: İran’la Obama döneminde imzalanan anlaşmanın altında 5+1 olarak adlandırılan 6 ülkenin imzası vardır, ABD, Rusya, Çin, Fransa, Birleşik Kralık ve BM Güvenlik Konseyi üyesi olmayan Almanya… A3 tanımlası bu anlaşma çerçevesinde diplomasiye yerleşmiştir.

Jean-Yves Le Drian’ın da açıklamasında, dört bakanın, İran kadar diğer bölgesel sorunları da ele aldıklarını, bütün konularda birlikte çalışma yapmayı kararlaştırdıklarını vurgulaması dikkat çekicidir.

  • BATI’NIN 1979 YILINA GERİ DÖNÜŞÜ, ÖNEMLİ…

Gelişme, Trump’ın NATO zirvelerini kişisel tatmin aracı olarak kullanması, bu arada, ittifakın Avrupalı müttefiklerini aşağılamasına zemin oluşturması nedeniyle sarsılan ilişkilerin Biden yönetiminde hızla toparlanacağını gösteriyor. “NATO’nun bütün maliyetini ben çekmek zorunda değilim, Avrupalılar ortaya para koysunlar, ya da dağılalım” diyen bir “Önce Amerika”cı görüşten, yeniden “güçlü Atlantik İttifakı” diyen bir stratejiye dönüş, kuşkusuz küresel dengeleri derinden etkiler.

Batı, tıpkı bugünkü gibi, Soğuk Savaş ortamında bölgesel meydan okumalarla karşılaştığında A3 (İngiltere/Fransa/Almanya) + ABD ittifakını merkeze oturtan bir kimlik taşır.

Bu kimliğin en önemli ve etkileri bugüne kadar süren örneği 4-7 Ocak 1979 tarihleri arasında Fransa’ya bağlı Karayip adası Guadoloupe’ta gerçekleştirilen zirvedir.

(Soldan) Alman Şansöyle Helmut Shmidt, ABD Başkanı Jimmy Carter, Fransa Cumhurbaşkanı Varlery Giscard D’Estaing ve İngiltere Başbakanı James Callaghan’ın bu zirvesi sonrasında İran’da Humeyni Devrimi (BATININ ONAYI) ile gerçekleşmiş, Türkiye’de 12 EYLÜL DARBESİ olmuş, Afganistan’da Mücahid direnişi planlanarak SİLAHLI/RADİKAL İSLAM’IN BATI ÇIKARLARI İÇİN KULLANILMASI politikasının temeli atılmıştır.

A3+ABD dönemsel olarak bazı sorunlar yaşasa da Batı’nın MERKEZ İTTİFAKI’dır…

Son gelişmeler, bu ittifakın, 30 üyeli NATO ve 27 üyeli Avrupa Birliği’nin ağır/hantal bürokrasisi ve karar alma süreçlerinden bağımsız olarak hareket etme ve “HIZLI MÜDAHALE GÜCÜNÜ” öne çıkarma kararlılığında olduğunu göstermektedir…

  • DOĞU AKDENİZ’DE BAŞARILI OLDU, SÜRECEK…

A3+ABD, aslında, Trump’ın son dönemine de yansıyacak şekilde, Doğu Akdeniz’de doğan bir başarı öyküsünden moral kazanmış görünüyor.

Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hukuki hakları için başlattığı ataklara karşı Yunanistan+Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ikilisini korumaya alması, buna , Amerikan yönetiminin katılması ve artık Avrupa Birliği üyesi olmayan Birleşik Krallık’ın “garantör ülke” sıfatıyla yine Rum-Yunan ikilisini kollayan manevraları, Türkiye’nin, Oruç Reis’i, ilan edilmiş 6 aylık bir süre için Antalya limanına çekmesine neden oldu.

Washington’daki neo-con/İsrail-Birleşik Arap Emirlikleri destekli “düşünce kuruluşlarında” çalışan pek çok uzmanın(!), “ABD-AB ittifakı, Türkiye’yi Doğu Akdeniz’deki maceracı politikasını durdurdu” raporları yazmaları dikkat çekicidir.

ABD ile anlaşmış bir Türkiye’nin Avrupa’yı önemsemediği ama ABD ile Avrupa’nın birlikte olması halinde geri adım attığı düşüncesi, Batı başkentlerde hızlı güçlenen bir kanaat oldu.

A3+ABD’nin Türkiye’ye karşı çok önceden belirlenmiş ortak politikaları zaten var:

  1. Kıbrıs’ta eşit ve tanınmış iki devlete dönük yeni stratejini durdur, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz dengesinde sana verilenle yetin, Adalar Denizi (Ege) sorununu Avrupa’nın isteği doğrultusunda çöz,
  2. Bu bölge denkleminde Libya’daki askerlerini Rusya ile birlikte çek,
  3. Suriye’nin kuzeydoğusunda şekillenen PKK-YPG özerk yönetimini kabul et, Barış Pınarı bölgesindeki askerlerini hemen çek, HDP üzerinden PKK ile yeni tür açılımın yolunu aç, Irak’ın kuzeyindeki askeri varlığına ve harekatlarına son ver,
  4. Rusya ile ilişkilerini NATO müttefikliği zemininde yeniden yapılandır, S-400’leri paketle veya göm, İran’la ilişkilerini dondur

Konunun İsrail veya Suudi Arabistan’a kadar uzanan diğer detaylarına girmiyorum.

A3+ABD İttifakı’nın hızlı şekillenmesinden ve bölgesel sorunlara ortak müdahale stratejisinin yeniden öne çıkmasından kuşkusuz, Rusya, Çin Halk Cumhuriyeti, İran da çok güçlü olarak etkilenecektir.

Dünyanın bu yeniden şekillenme sürecinde neler olacağına ilişkin arayışlar açısından önünde yalnız 4 ay kaldı. 11-13 Haziran 2021 tarihlerinde İngiltere’nin turistik sayfiyesi Cornwall’de gerçekleşecek zenginlerin G-7 Zirvesi ile birlikte A3+ABD’nin yol haritası da ortaya çıkmış olacak…