İSRAİL VAHŞETİNİN YOK ETTİĞİ AİLENİN ÖYKÜSÜ…

İsrail, Gazze’ye saldırısını sürdürüyor, dünyadan gelen tepkiler umurunda değil, 28’i çocuk 109 masum insanı öldürdüler. O insanlar bir rakamdan ibaret değildi, sergilenen vahşet aileleri çocuklarıyla yok ediyor, tıpkı 30 yaşındaki 2 çocuk annesi, hamile Filistinli gazeteci Reema Saad’ın öyküsünde olduğu gibi…

“Gece beni, oğlum uyandırdı. Reema’nın yaşadığı apartmanın İsrail uçakları tarafından hedef alındığına ve yıkıldığına dair haberler alınmıştı. Kızımı defalarca aradım, mesajlar attım, ama belli ki telefonu açık değildi veya bulunduğu yerde internet yoktu. Hemen giyindim, oturduğu apartmana vardığımda, enkazı gördüm, oradaki itfaiyeciler, damadım Muhammed’in ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldığını söylediler. Kızımı ve torunlarımı sorduğumda ise hastane morguna bakmam gerektiğini ifade ettiler…”

Bu sözler, 51 yaşındaki, erkek kardeşi Birinci İntifada’da İsrail askerleri tarafından öldürülmüş, kocasını da 2009’da İsrail’in Gazze’ye uyguladığı abluka nedeniyle yaşanılan ilaç sıkıntısında göz göre ölüme terk etmek zorunda kalmış Semiha Raab’a ait… Evlatlarının içinde en yakın olduğu kızı Reema Saad’ın, ailesiyle birlikte İsrail vahşetinde nasıl kaybolup gittiğini böyle anlatıyor…

Reema Said, iki evladı, 4 yaşındaki Zeyd ve 2 yaşındaki Meryem ve eşi Muhammed Telbani ile birlikte, Gazze’nin yoğun nüfusun yaşadığı ve bugüne kadar güvenlikli kabul edilen bir bölgesinde yaşıyordu. Bu “güvenlik” anlayışı belki de bir sonu hazırladı, çünkü annesinin “O gün bizdeydi, çocuklarla birlikte, ben evine gitmemesini istedim, kalın burada birlikte daha güvende oluruz dedim, bana, böyle durumlarda yerinin kocasının yanı olduğunu ve aslında yaşadıkları bölgenin de güvenlikli olduğunu söyleyip gitti” sözleri dikkat çekici…

Semiha Raab, bir gazeteciydi ve üçüncü çocuğuna hamileydi… O gün annesine gelmesinin nedeni ise, bayramdan sonra taşıdığı bebeğin cinsiyetini öğrenecek olmasının tatlı heyecanıydı.

Zaid, 4, and Mariam Saad, 2 (Handout)
4 yaşındaki “ağabey” Zeyd’in cenazesi, annesinin yanındaydı, onunla birlikte gömüldü ama, 2 yaşındaki Meryem’in cenazesine ulaşılamadı, küçük bedeninin tamamen parçalanmış olmasından endişe ediliyor…

Semiha Raab, kızı ve torunlarıyla son görüşmelerini şöyle anlatıyor: “Reema eve gitti, akşam saatleriydi, çok geç değil ama, patlamalar duyuluyordu, video ile bağlandıktan, torunlarım çok korktuklarını bütün eşyalarını ana-babalarının odasına taşıdıklarını ve gece orada uyuyacaklarını söylediklerinde yine de neşeliydiler. Bana iyi geceler dileyip yattılar, Reema da yatacağını söyledi, gergin bir işi vardı bu nedenle, erken yatmayı tercih ederdi hep…”

Reema Saad, disiplinli, çalışkan bir gazeteci, insan canlısı sevecen bir karakter ve evlatlarına çok düşkün bir anne olarak tanınıyordu

Resmi kayıtlar, Reema ile oğlu Zeyd’in enkaz altından ölü çıktıklarını, eşinin götürüldüğü hastanede hayatını kaybettiğini 2 yaşındaki Meryem’in ise bütün çabalara rağmen bulunamadığını söylüyorlar. Bir yetkilinin “Bedeni çok küçük patlama sonrasında tamamen yok olmuş olabilir” sözleri çok can yakıcı…

“Morgta kızımı bana göstermediler, dayanamazsın dediler, ben göremedim evladımı, erkek kardeşi girdi, kimlik tespitini yaptı, sonra bana anne iyi ki görmedin dedi, anladığım kadarıyla kafatası parçalanmış beyni dışardaymış, helallik için eve getirdiklerinde de kızımın ve torunumun tabutlarını açmadılar, onu göremeden vedalaşmak zorunda kaldım…” Semiha Raab’ın bu sözleri Gazze’de yaşanılan İsrail vahşetinin insanların yaşamına yansıyan yüzünü göstermesi bakımından çok önemli…

Bir İsrail savaş uçağından sivillerin yaşadığı bir apartmana roket atıldı, anne, iki evladı ve kocası öldüler…

Onlar bir istatistik rakamı değildiler, insandılar, artık yoklar…