EMNİYETİN SANSÜR GENELGESİNE GAZETECİLERDEN TEPKİ…

Emniyet Genel Müdürlüğü, yayımladığı genelge ile kolluk personelinden kamusal alanda görevlerini yaparken ses ve görüntü kaydı alanların engellenmesini istedi. Küresel Gazeteciler Konseyi bu sansürün asla kabul edilmeyeceğini duyurdu.

Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş’ın imzasıyla yayınlanan genelgede, polisleri kaydeden kişilerin engellenmesi ve haklarında adli işlem yapılması gerektiği belirtildi.

Karara gerekçe olarak “özel hayatın gizliliğinin ihlali” gösterildi ve ses ve görüntü kaydı alınmasının, kolluk personelinin görevini yapmasını engellediği öne sürüldü.

Genelgeyi paylaşan Çağdaş Hukukçular Derneği ise Twitter’dan kamuoyuyla “Suç işlendiğini fark ettiğinizde ses ve görüntü cihazlarıyla kayıt yaparak delil toplayabileceğinizi hatırlatmak isteriz” mesajını paylaştı.

KÜRESEL GAZETECİLER KONSEYİ’NDEN SERT TEPKİ

Emniyet kamusal olaylarda 'ses ve görüntü kaydı alınmasını engellemek için'  genelge yayımladı - BBC News Türkçe

Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kamuoyunda tartışma yaratan genelgesiyle ilgili yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklama şöyle:

Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş imzasıyla yayınlanan ve güvenlik güçleri tarafından görevini ifa ederken ses ve görüntü alanların engellenmesi, kanuni şartların oluşması halinde kanuni işlem yapılması yönündeki genelge, sahada görev yapan gazetecilerin çalışma şartlarını engelleme amacına hizmet etmektedir.

Demokratik bir toplumun en temel ilkelerinden olan şeffaflık, haber alma hakkı ayaklar altına alınırken, toplumsal olaylarda haberciler ve TV kanalları da canlı yayın yapamaz hale getirilmek istenmektedir.

Genelgede, Anayasa’nın 20’nci maddesine atıfta bulunulurken, aynı yasanın 26’ncı maddesinin, “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir” dediği gözden kaçırılmış görünmektedir.

Yerleşik hukuk ve Yargıtay kararlarına göre, iki hakkın çatışması durumunda, iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Burada gözetilmesi gereken toplum yararıdır. Genelge ile toplumun haber alma hakkı engellenmektedir.

Güvenlik güçleri herhangi bir olaya müdahale ederken, önceliği fiilen devam eden duruma mı yoksa görüntü ve ses kaydını yapanlara yönelik işleme mi vereceklerdir.

Mevcut Türk Ceza Kanunu’nu hazırlayan uzman hukukçular ve yerleşik içtihat kurallarına göre kamusal alanda yapılan kayıtların, genelgede söz edilen ‘özel yaşamın veya kişisel verilerin korunmasının ihlaline’ neden olması da mümkün değildir.

Genelgede basın mensuplarına yönelik bir detaylandırma yapılmamıştır. Demokratik toplumlarda gazetecilerin toplumu bilgilendirme ve halkın haber alma özgürlüğünü sağlama görevi tartışmasızdır. Genelge ile, kamuoyunu ilgilendiren konularda görüntü alan gazetecilerin görev yapması engellenmek istenmektedir.

Genelgeler, yasalara aykırı olamaz. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün genelgesi bırakın yasaları, Anayasa’ya aykırıdır ve bu nedenle yok hükmündedir.

Güvenlik güçlerinin olaylara, yasaların kendilerine verdiği yetki ile müdahale etmesi kaçınılmazdır. Bu genelge ile güvenlik güçlerinin olaylara müdahalesi esnasında, yasaların kendilerine tanıdığı hakların aşımına yönelik görüntülerin alınmasının önüne geçilmek istendiği aşikardır.

Genelgeye göre, gazetecilerin gerçek ve hayatın içinde yaşanan olayları değil, çalıştıkları kuruma çiçek-böcek haberleri göndermeye zorlandığı da ortadadır.

Hiçbir demokratik çağdaş toplum ve ülkede böyle bir genelge kabul edilemez.