BBC-DW: “Tarafsızlık” Türkçe dışında her dilde…

Avrupa’nın KAMU BÜTÇELERİNDEN desteklenen iki güçlü kuruluşu BBC ve DW, asli görevleri İngiltere ve Almanya’nın görüşlerini dünyaya aktarmak olan iki yayın kuruluşu… Bunu, “tarafsız-bağımsız” kimlik geliştirerek yapıyorlar ama konu Türkiye olunca durum değişiyor…

Bütün devletlerin, kendilerini küresel yayın ağlarında ifade edebilecekleri bir yayın organına sahip olma planlamaları normaldir.

Özellikle, 1947-1991 yılları arasındaki Soğuk Savaş yıllarında iki kutba bölünmüş dünyanın propaganda savaşının radyolar üzerinden yürüdüğünü biliyoruz.

Bugün gençliğin, hatta medya sektörünün çalışanlarının bile bilmediği bir gerçek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı yıllarında kurduğu Anadolu Ajansı’ndan sonra Türkiye’nin sesini dünyaya duyurmakla görevlendirdiği TÜRKİYE’NİN SESİ RADYOSU’nu 1937 yılında kurdurduğudur. TÜRKİYE’NİN SESİ RADYOSU’nun kuruluş nedeni, HATAY MESELESİ idi ve Türkiye tarihinin propaganda amaçlı ilk radyo konuşmasını da dönemin başbakanı İsmet İnönü, Arapça olarak bu radyodan yapmıştı.

TÜRKİYE’NİN SESİ RADYOSU, o günden bugüne hem Türkiye’nin sesini duyuruyor hem de sınırlarının dışında çok geniş ve güçlü bir akrabalık diasporasına sahip Türkiye’nin ilişkilerini kuruyor…

Soğuk Savaş yıllarından öne çıkan iki radyo önemlidir… Sovyetler Birliği’nin bünyesindeki Türk toplumlarına dönük olarak yayın hayatına başlayan ÖZGÜR AVRUPA RADYOSU, propaganda savaşının en önemli unsuruydu… Sovyetler Birliği’nin buna Türkiye üzerinden verdiği cevap Doğu Berlin’den yayın yapan Türkiye Komünist Partisi (TKP)’nin yayın organı BİZİM RADYO’ydu…

Bu çerçevede, 1953’te kurulmuş Almanya’nın Sesi Radyosu da önemlidir. Radyo, esas olarak Almanya’nın savaşta uğradığı büyük itibar kaybını tamir için kuruldu, ama, Komünist yönetimin Berlin’de DUVAR’ı örmesiyle birlikte Soğuk Savaş yıllarının en güçlü anti-komünist yayın organlarından biri oldu. Bu radyoyu günümüzde Deutsche Welle olarak tanıyoruz.

İngiliz Kraliyet ailesinin doğrudan koruması altındaki, kamu fonlarıyla desteklenen BBC’nin öyküsü uzundur. Bu radyo-TV yayın kuruluşunun diğer ülkelerin kamu destekli yayınlarından farkı, zamanında oluşturulmuş “özerklik yönetimi” üzerinden DEVLET BÜTÇESİNDEN FON ALSA DAHİ TARAFSIZ-BAĞIMSIZ YAYINCILIĞIN SEMBOLÜ OLDUĞU EFSANESİDİR…

Bu yapısı, Margaret Thatcher’ın 1982 yılında Arjantin’e askeri gücü sonuna kadar kullandığı Falkland Adaları Savaşı sırasında da bir hayli tartışılmış, kabudan destek gören bir yayın kuruluşunun savaş yayınının daha taraflı olması gerektiği de savunulmuştu…

Oysa, BBC’nin Türkçe yayınının 24.Şubat.2021 Çarşamba günkü manreşinin tarzı, bu yayın kuruluşunun “tarafsızlık” kavramının başka dillere ne kadar yansıdığını göstermesi açısından önemli. Haber verilişi, bu yayın kuruluşunun TÜRKİYE’NİN İÇ POLİTİKASINDA TARAF OLDUĞUNU göstermesi bakımından önemli…

Benzer durum aynı gün DW Türkçe’nin Türkiye haber sayfalarında da şöyle yaşanıyor:

Aslında bu durum, Avrupa’da yaşayan Türkler başta Türk kamuoyu için şaşırtıcı değil, 2017 yılındaki başkanlık sistemi referandumunda Almanya’nın devlet kanalı ARD, Avrupa’da yaşayan Türk seçmeni “hayır” oyuna yönlendirmek için özel kampanya yapmasıyla hatırlanıyor.

Türkiye-Avrupa ilişkilerinin şu andaki rotası, Türkiye’de yapılacak bir başkanlık ve genel seçim sürecinde Avrupalı Türkçe yayınlarının ne tür bir yayıncılığı tercih edeceğini de şimdiden gösteriyor.