Maske düştü: DİJİTAL DİKTATÖRLÜK

Twitter’ın halkı sokağa çağırmakta ısrar ettiği gerekçesiyle ABD Başkanı Donald Trump’ın hesabını kalıcı olarak askıya alması, dünya için alarm niteliğindedir… Bir sosyal medya kuruluşunun Amerikan Başkanı’na karşı aldığı bu tek taraflı karar KÜRESEL GÜÇLERİN ULUSAL GÜÇLERİ BASKILAMASI kavramını gündeme getirdi…

Bir ARDAN ZENTÜRK analizi

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, 2020 Başkanlık Seçimi’nde 81 milyon seçmenin oyunu almış rakibi Joe Biden karşısında 74 milyon oy aldı, toplam 156 milyon seçmenin oy kullandığı seçimde sonucu belirleyen fark yüzde 5 bile olmayan bir oy kaymasıydı…

Salgın koşullarında yaşanılan bir seçim kampanyası, zaten, yine aynı koşullar nedeniyle MEKTUPLA OY KULLANIMI çerçevesinde derin tartışmalara gebe hale geldi, nitekim öyle de oldu…

Trump tells mob to “go home now” after it stormed U.S. Capitol - Axios

Trump, Demokratlar’ın, Georgia başta toplam 7 eyalette oy çalarak ve hemen tüm seçim bölgelerinde mektupla gelen oyları değiştirerek OY ÇALDIKLARINI ilk günden itibaren savundu…

Sadece savunmakla kalmadı, Amerikan müesses nizamının seçim sistemini doğrudan eleştiri okları altına koydu ve “Dünyanın en güçlü ve köklü demokrasisi olduğumuzu söylüyoruz, seçim sistemimiz üçüncü dünya ülkelerinden daha kötü” sözleriyle dikkat çekti…

Aslında “müesses nizam” Donald Trump’tan 2000 Amerikan Başkanlık Seçimi’ndeki Al Gore soğukkanlılığını bekledi, hatırlayalım:

How the U.S. Supreme Court Decided the Presidential Election of 2000 -  HISTORY

Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimleri 2000 7 Kasım 2000 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri‘nin 50 eyaletinde yapıldı. Cumhuriyetçi Parti ‘nin adayı Teksas valisi George W. BushDemokratik Parti‘nin adayı ise Başkan yardımcısı Al Gore idi. ABD tarihinde sonuçları birbirine en yakın Başkanlık seçimi olan bu seçimin kesin sonucu aylarca belli olmadı. Sonuçlar kesinleştikten sonra Al Gore’un daha yüksek sayıda seçmenin oyunu almış olmasına rağmen, ABD‘nin her eyalette ayrı çoğunluk sağlama esasına dayanan seçim sisteminden dolayı 271 seçiciler kurulu kazanan George W. Bush Başkan ilan edildi.

Resmî sonuçlara göre Florida eyaletinde sadece 537 oy farkla Bush’un kazanması üzerine, Gore oyların yeniden sayılması konusunda mahkemeye gitti. Florida’daki her oy sayımında farklı sonuçların bulunması üzerine oy sayımı davalık olunca sonuca ABD Yüce Mahkemesi karar verdi. Seçim, 12 Aralık 2000’de 9 üyeli Yüce Mahkeme’nin 4’e karşı 5 oyla Beyaz Saray koltuğunu Bush’a vermesiyle tamamlandı.

Bütün bu hile iddiaları yaşanırken önemli bir detayı da hemen aktarayım: Seçimin galibini belirleyen daha doğrusu belirleyemeyen Florida eyaletinin o günlerdeki valisi Gorge W.Bush’un kardeşi Jeb Bush’tu…

Sonuçta, rakibinden toplamda 1.5 milyon oy almış olan Al Gore, kameraların önüne çıktı, “yenilgiyi” kabul etti!..

11 Eylül 2001 New York ve Washington “şaibeli” saldırıları sonrasında ile ABD ve dünya, etkilerini bugün de yaşadığımız kanlı bir dönemin içine girdi, Afganistan’dan başlayan savaşlar zinciri milyonlarca insanın hayatına mal oldu…

SOSYAL MEDYA DİKTATÖRLÜĞÜ

Facebook… Twitter… Youtube… İnstagram ve diğerleri…

Kontrolü, Amerika Birleşik Devletleri’nde olan yeni dünya düzeninin güçlü sosyal medya yapılanmaları…

Güçlerini, 2013 yılında Taksim’de patlak veren Gezi Parkı olaylarında veya aynı haftalarda ülkenin seçimle işbaşına gelmiş ilk cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin devrilmesine neden olan Mısır askeri darbesi sürecinde yaşadık…

Amerikan ulusal çıkarları doğrultusunda hareket eden siyasi parti ve kitleleri destekleyen, bir ülkenin iç güvenlik kaygılarıyla sosyal medya hesaplarına getirdiği kısıtlamaları hemen, “özgürlük ihlali” olarak değerlendiren yeni bir iletişim ağı olarak kendilerini gösterdiler…

KONGRE BİNASI BASKINI SONRASINDA TWİTTER’IN AMERİKAN BAŞKANI DONALD TRUMP’A KALICI OLARAK YASAK GETİRMESİ, DİĞER SOSYAL MEDYA KURUMLARININ DA KISITLAMALARA GİTMESİ, ASLINDA BU KURUMLARIN AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’NİN DEĞİL, BU DEVLET İÇİNDEKİ ÖZEL BİR YAPILANMANIN EMRİNDE OLDUĞUNU ORTAYA KOYDU…

Bu, dünya açısından bir alarmdır. Günü ve yeri geldiğinde, Amerika’daki bir lobinin çıkarları doğrultusunda herhangi bir ülkenin liderinin veya siyasi hareketinin sesinin kısılabileceğini işaret etmektedir.

Ki, Türkiye bunu, 15 Temmuz 2016 gecesi farklı bir zeminde de olsa yaşamıştır. Amerika’nın desteklediği silahlı unsurların harekatının başlamasından sonra sosyal medya faaliyetinin yavaşlatılması, Türkiye’nin karşılaştığı saldırının ilk dakikalarında ERDOĞAN’IN YAPMIŞ OLDUĞU GÖRÜNTÜ AÇIKLAMANIN -NEDENSE- ANADOLU AJANSI’NIN YÖNETİMİ TARAFINDAN SERVİS EDİLMEMESİ, ülkenin darbeyle karşılaşmış liderinin nerede olduğuna ilişkin derin soru işaretleri hatırdadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklama yaptı - Son Dakika Flaş Haberler

Erdoğan ve kadrosu bu sorunu ancak CNNTürk canlı yayınına facetime uygulamasıyla katılarak çözebilmiştir…

Anladığımız, Türkiye gibi ülkelerdeki ulusal politikacıların benzer durumlarda artık bu şansı bile yakalayamacağıdır…

Trump’a yapılanı değerlendirmek ve geleceğe dönük önlemler almamız gerekiyor, bu konunun HUKUK AÇISINDAN AÇIKLIKLIK KAZANMAMASI, bir kriz anında ABD’deki KÜRESELCİ LOBİ’nin “ULUSAL SESLERİ” kısabileceği riskini artıracaktır…

Artık dünyanın KÜRESEL BİR SOSYAL MEDYA HUKUKUNA ihtiyacı vardır…