KARABAĞ: Tarihin en büyük yağması…

Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin Karabağ ve çevresindeki toprakları işgalden kurtarmasından sonra, asıl hukuki süreç, 24 yıllık bu yağmalama için başlatılmalıdır. Azerbaycan’ın yağmalanan zenginliklerinin tazminat olarak geri dönmesi önemlidir.

İki eski Sovyet cumhuriyeti, günümüzün komşuları Azerbaycan ile Ermenistan’ı cephede hesaplaşmaya sürükleyen Karabağ Krizi, aslında, 21’nci yüzyılın en önemli doğal kaynak yağmalamasıdır.

Azerbaycan Başsavcılığının uluslararası tutuklama emri çıkarttığı iç isim, Vartan Sırmakeş, Valeri Mejlumyan ve Artur Mkrtumyan adı etrafında şekillenen “çeteleşme”, aynı zamanda küresel bir suç ortaklığının da belgesi niteliği taşır.

1956 yılında İstanbul’da doğan, 18 yaşında gittiği İsviçre’nin vatandaşlığına geçerek Ermeni diasporasının mali varlığının önemli isimlerinden biri haline gelen Vartan Sırmakeş’in öyküsü bile Karabağ’da yaşanılan yasadışı madencilik ve ticaretin boyutlarını anlamamız için yeterlidir.

Haritada baktığınızda, iki devlet neden böyle Kafkasya’nın mütevazi bir bölgesine sıkışmış bir toprak parçası için savaşıyorlar, hatta dünyanın hemen tüm küresel güçleri neden böyle bir coğrafya ile bu kadar ilgili diye soracağınız Karabağ’ın 50 yıl öncesine dayanan ekonomik tarihini anlamak önemlidir…

Sene, 1968… Sovyetler Birliği merkezi planlamasının sistemli olarak sürdürdüğü Sovyet coğrafyasının yer altı zenginliklerinin envanterini çıkarma çalışmalarında önemli bir dönüm yılı… Bu, aynı zamanda Azerbaycan ve Karabağ için de önemli bir dönüm noktası…

19’ncu yüzyılın sonlarından tüm 20’nci yüzyıla uzanan süreçte esas olarak bir petrol, devamında da doğalgaz ülkesi olarak adlandırılan Azerbaycan’ın diğer zenginliklerinin de kayıt altına alındığı yıl..

Sovyetler Birliği’nin jeoloji alanındaki ünlü uzmanı Arsen Tsaturov’un gerçekleştirdiği çalışma, Karabağ’ı esas olarak bir “altın bölgesi” olarak kayda alıyor. Bununla da kalmıyor, bölge, aynı zamanda, gümüş.bakır, kobalt, krom, lityum, berilyum, barit, pirit ve alüminyum yataklarına sahip, aynı zamanda çok zengin mermer ve mücevher sektöründe kullanılan kıymetli taş kaynakları bulunuyor.

Tsaturov’un, bundan 50 yıl önceki teknolojik birikimle elde ettiği veriler o günlerde Sovyet raporlarına 54.2 milyar Dolar’lık altın rezervi olarak yazılmış!..

Uzmanlar, bugünkü teknoloji ile yapılacak bir çalışmanın, bölgedeki altın rezervinin maddi karşılığını 350-550 milyar Dolar  düzeyine çıkaracağını belirtiyorlar.

  • 1994 SONRASI ÇETELEŞME…

Yakın tarihte tutulmuş kayıtlar, Karabağ’daki altın madenciliğinin 1992-1994 yılları arasında durduğunu, fakat, Amerikan ve Kanadalı iki firmanın bölgeye gelip, Ermeni diasporasının önde gelen isimleriyle birlikte gerçekleştirdikleri rezerv tespit ve uygulama çalışmaları sonrasında başladığını işaret ediyor.

Amerikan şirketi Global Gold’un Kelbecer, Kanadalı, First Dynasty Mining’in Zengilan yatırımlarını Rusya’nın Geopromining şirketinin yaygın faaliyetleri takip etmiş.

Karabağ, Kelbecer’deki ZOD, Ağdere’de Kızbulak ve en önemlisi Zengilan’daki Vejneli altın madenleriyle dünya altın sektöründe adı geçen bir bölge.

1994’te sadece 100 kilo altın üreten Ermenistan’ın, 1996 itibariyle üretimini 3 ton 140 kiloya çıkarmış olmasını nasıl izah edebiliriz?

Rakamlar, Ermenistan ve bağlantılı şirketlerin, 1996-2020 arasındaki 24 yıl içinde yılda ortalama 3 ton Azerbaycan altınını yağmaladıklarını gösteriyor.

Kurulan bu yapılanmada, Ermenistan siyaset tarihine “Karabağ çetesi” olarak geçen eski cumhurbaşkanları Robert Koçaryan ve Serj Sarkisyan başı çekiyor. Madenciliği aile işi olarak sürdüren bu iki karakterin yağmanın Avrupa’da aklanmasını sağlayan iki isim Vartan Sırmakeş ve Valeri Mejlunyan’a yüksek devlet nişanı vermeleri bir tesadüf olarak değerlendirilebilir mi?

Ermenistan devletine “talancı” kimlik kazandıran bu yapıyı ortaya çıkaran ve üzerine gitmeye çalışan savcı Gagik Poghosyan’ın 2012’de evinde bir “el bombalı saldırı” ile öldürülmesi ve bu kanlı saldırının hiç soruşturulmadan dosyanın kapatılması bile Karabağ’ın yağmalanmasını gösteren önemli bir kanıt olarak değerlendirilmeli…

Azerbaycan’ın Minsk Grubu üzerinden 30 yılı aşan bir süredir oyalanması, işgalin giderek yasal kimliğe taşınmasının perde arkasında ise Amerikan, İngiliz, Alman, İsviçre, Fransız, Danimarka, ağırlıklı olarak Kanada (Kanada’nın işgali ortadan kaldıran harekatın başlamasından hemen sonra Türkiye’ye karı savunma sanayi ambargosunu devreye sokması önemlidir) ve Rusya’ya ait yaklaşık 50 şirketin bölgedeki yatırımlarının olması yatmaktadır.

  • ALTIN MADENLERİ KURTARILDI…

Kelbecer, Zengilan ve Ağdere’nin kurtarılması, aynı zamanda altın madenlerinin de kurtarılması anlamına geliyor. Azerbaycan kurmaylarının harekatın ilk aşamasından itibaren bu bölgelere ağırlık vermelerinin de anlamı ortaya çıkıyor.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, “kurtardığımız bölgelerde değerleri 100 milyon Dolar’ı aşan yatırımlarla karşılaştık” demesinin ana nedeni de bu…

Başkanlığını Valeri Majlumyan’ın yaptığı Vallex Grup’a bağlı Base Metal’in batılı ortaklarıyla birlikte Ağdere’de 80 milyon Dolar’lık yatırım yaptığını gözden kaçıramayız.

Vartan Sırmakeş’in bu, yıl, yani 2020 yılında Ermenistan topraklarında bir altın rafinerisi kurması, altın madenlerinin bulunduğu bölgeleri Laçin koridoru üzerinden doğrudan Ermenistan’a bağlayan otoyolun tamamlanması, aslında Ermenistan ve ortaklarının bu işgale son vermeyi asla düşünmediklerini gösterdi.

Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin Karabağ ve çevresindeki toprakları işgalden kurtarmasından sonra, asıl hukuki süreç, 24 yıllık bu yağmalama için başlatılmalıdır. Azerbaycan’ın yağmalanan zenginliklerinin tazminat olarak geri dönmesi önemlidir.