“EKONOMİ BÜROKRASİSİ”nde -yine- DEPREM

Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal görevden alındı!.. Resmi Gazete’de yayınlanan cumhurbaşkanı kararıyla Ağbal’ın yerine Prof.Dr.Şahap Kavcıoğlu atandı. Kararın pazartesi günü sert piyasa hareketlerine neden olacağı ileri sürülüyor.

Ekonomi yönetiminde pisaya ve medyada şok olarak nitelenen ama gelişmeleri yakından takip edenler için sürpriz olmayan görevden alma yaşandı. 

2020 yılı Kasım ayında Merkez Bankası Başkanlığı görevine atanan Naci Ağbal,  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından görevden alındı. Resmi Gazete’de gece yayımlanan karar ile Ağbal’ın yerine Prof.Dr. Şahap Kavcıoğlu atandı. 

Ağbal Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Sayın Cumhurbaşkanımıza Merkez Bankası Başkanlığı dahil bugüne kadar uygun görerek atadığı tüm görevlerden dolayı teşekkür ederim. Bugün itibariyle görevden alınmam nedeniyle de şükranlarımı arz ediyorum. Rabbim hepimizin hakkında hayırlısını nasip eylesi.” ifadelerini kullandı.

Merkez Bankası Başkanlığına atanan Şahap Kavcıoğlu, 2 Mart tarihinde Yeni Şafak Gazetesinde yayınlanan makalesinde, Merkez Bankası’na rezervlerle ilgili yöneltilen eleştirilere bankanın cevap vermemesini eleştirmişti.

8 Kasım 2020’de Murat Uysal’ın yerine göreve getirilen Naci Ağbal’ın 4 aylık başkanlık döneminde politika faizi 875 baz puan artırıldı. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 18 Mart’taki toplantısında politika faizini 200 baz puan artırarak yüzde 19’a çekmişti.

PROF. ULUSOY: ÇALKANTILAR BİTMEYECEK

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın görevden alınması üzerine Cumhuriyet Gazetesi yazarı Prof. Dr. Veysel Ulusoy değerlendirmede bulundu. 
Uulusoy, Merkez Bankası’nın başkanını değiştirmek yerine yüksek işsizlik oranı, gelirsizlik, istihdam gibi gerçek sorunlara odaklanılması gerektiğini ifade etti. 
İşte Prof. Dr. Veysel Ulusoy’un Naci Ağbal’ın görevden alınmasına ilişkin değerlendimesi
Para piyasasının çalkalandığı, ekonomik büyümede sancıların yaşandığı bir dönemde Merkez Bankası başkanının, hem de bu kadar kısa zamanda değiştirilmesi belki de olabilecek en olumsuz kararlardan biridir.
Kasım 2020 döneminden sonra “yeni bir anlayış, yeni bir yaklaşım” mantığı ile yapılan başkanlık değişiminden sonra, sadece bir PPK faiz kararından sonra yapılan bu “basit” görev değişiminin, Merkez Bankası’nın kredibilitesinin yanında makroekonomik dengelere olumsuz yansıyacağını söylemek yanlış olmaz.
Bağımsız bir özerk yapısının, kanunla belirtilmesine rağmen, siyasi bir kararla yapılan böyle bir değişimin hem ekonomik hem de hukuki zeminde sarsıntı yaratacağı açıktır. Temel olarak, başkanın değiştirilmesi bir şeylerin düzeltilmesi için neden değildir. Önemli olan, bu çalkantıların nedenini tartışmaktır; yüksek işsizlik oranı, gelirsizlik, istihdam yaratmada yaşanan sorunlar ve bizzat siyaset kurumu gibi.
Umarım bundan sonra nedenler ile sonuçlar arasında daha akılcı yaklaşımlar yapılır. Kişilerin değil yapının kökten değişmesi gerekiyor.  Aksi taktirde ekonomide çalkantıların bitmeyeceğini vurgulamak yerinde olacaktır.

YİĞİT BULUT-CEMİL ERTEM’İN HIZLI GELEN ZAFERİ Mİ?

Berat Albayrak’ın bakanlıktan istifasından sonra işbaşına gelen yeni yönetimin, fiyat istikrarını sağlamak için faizi 8.25 oranında artırmasına, Küllieye’deki ekonomi kurmayları olarak adlandırılan YİĞİT BULUT-CEMİL ERTEM ikilisinden düzenli olarak muhalefet yaşanıyordu.

Erdoğan’ın Ekonomi Başdanışmanı Cemil Ertem’in, Merkez Bankası’nın 24 Aralık’taki faiz kararı öncesi yaptığı paylaşım dikkat çekmişti. Ertem, daha sonra sildiği Twitter paylaşımında “Neoliberal körlük ve saldırı yalnız akademi ve medya ile sınırlı değildir. Milli olmayan siyasetçi ve bürokratlar yüksek faizci-neoliberal politikaları ideolojik saplantı katılığında savunabiliyor” demişti.

Nitekim Naci Ağbal’ın görevden alınmasına ilişkin ilk tepkinin Yiğit Bulut’tan gelmesi dikkat çekti…

YENİ ŞAFAK VE YAZARI ÖNE ÇIKTI…

Merkez Bankası’nın faiz kararından önce hükümete yakın medyanın gündeminde Merkez Bankası vardı.

Yeni Şafak “Faizi kim istiyor” manşetiyle çıktı. Gazete, “faiz lobisine” işaret ederek, dış güçlerin “Merkez’e faiz arttır” baskısı yaptığını ileri sürdü.

BirGün Gazetesi on Twitter: "#SonDakika Merkez Bankası faiz kararını  açıkladı https://t.co/7nZVRayfJD… "

Başında Berat Albayrak’ın kardeşi Serhat Albayrak’ın bulunduğu Turkuvaz Medya Grubu’nda yer alan Sabah’ın Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu ise, Merkez Bankası’nın son dönemdeki faiz kararlarını eleştirdi.

Yeni Şafak, faiz kararı üzerine Naci Ağbal'ı hedefe koydu

Yine, Yeni Şafak gazetesi manşetine Naci Ağbal’ın fotoğrafını koydu ve “Bu operasyonu kimin adına çektiniz” ifadelerini kullandı. Gazete haberinde, “Dünya, ekonomideki faiz etkisini azaltmaya çalışırken Türkiye’de Merkez Bankası, 83 milyonun sesine kulak tıkayarak faizi yüzde 17’den yüzde 19’a çıkardı. Piyasa beklentisinin bile üzerinde yapılan 200 baz puanlık müdahale, ekonomik gerekçelerle izah edilemeyen bir faiz artışı oldu. Merkez Bankası’nın Türkiye’nin büyümesini frenleyecek bu operasyonu kim veya kimler adına ve hangi amaçla çektiği merak ediliyor.” ifadelerini kullandı.

BU MANŞETLERDEN HEMEN SONRA CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, YENİ ŞAFAK YAZARI OLAN PROF.DR. ŞAHAP KAVCIOĞLU’NUN YERİNE MERKEZ BANKASI’NIN BAŞINA GETİRDİ…

BERAT ALBAYRAK’IN DÖNÜŞÜ MÜ?

Ankara kulisleri, son üç haftadır, bir gece vakti, sosyal medya üzerinden istifasını veren o günden bu yana kamuoyu önünde görülmeyen Berat Albayrak’ın yeniden ekonominin başına geçeceği yönündeki iddialar ile çalkalanıyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son açıklamalarında özellikle Berat Albayrak’ın enerji bakanlığı döneminde yaptıklarını övmesi ve muhalefete söylediği “Damadım kadar başınıza taş düşsün” sözleri bu iddiaları güçlendirmişti.

Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Dr.... - Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu |  Facebook

Prof.Dr. Şahap Kavcıoğlu, (yukarıdaki fotoğrafta hemen sağında gözüküyor) Berat Albayrak ile yakın teması olan ve özellikle Bayburt için yatırım imkanlarının açılmasında eski ekonomi bakanıyla yakın çalışma sürdürmüş bir portre olarak tanınıyor.

KÜRESEL EKONOMİ MEDYASI: YENİ BAŞKAN ERDOĞAN GİBİ DÜŞÜNÜYOR…

Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal’ın gece saatlerinde Cumhurbaşkanı Kararı ile görevden alınması uluslararası basında da yankı buldu.

İngiliz Financial Times gazetesi kararı “şok adım” olarak duyururken, Ağbal’ın TL’yi kurtarmak için göreve geldiği kasım ayından bu yana politika faizini toplamda 875 baz puan artırdığı ve Türkiye’yi geleneksel para politikalarına döndürme sözü vererek yatırımcıların takdirini kazandığı hatırlatıldı.

“SADECE 4 AY DAYANABİLDİ”

Ağbal’ın normal görev süresinin dört yıl olduğu ancak sadece dört ay görevde kalabildiğine dikkat çeken FT, bankanın iki gün önce enflasyonu dizginlemek için 200 baz puanlık faiz artışına gittiğini, bu rakamın piyasa beklentilerinin iki katı olduğunu anımsattı.

Ağbal’dan önce görev alan başkanın faizleri, çift haneli enflasyona rağmen düşük tuttuğunu ve yatırımcıların Türk varlıklarından çıkarak TL’yi rekor düşük seviyeye düşürdüğünü belirten FT, Ağbal’ın attığı faiz artışı adımlarının TL’yi güçlendirdiğini ancak şubat ortasından sonra ABD tahvil faizlerindeki artışın etkisiyle TL’de tekrar değer kaybı yaşanmaya başladığına işaret etti.

‘YENİ DOĞAN UMUTLAR SARSILACAK’

Ağbal’ın yerine atanan Şahap Kavcıoğlu’nun eski AKP milletvekili ve Yeni Şafak’ın köşe yazarı olduğunu aktaran FT, “Gece yarısı yapılan atamanın yatırımcıların yeni doğan umutlarını sarsması muhtemel” dedi.

Kavcıoğlu’nun 2019 sonrasındaki dördüncü başkan olduğunu ve Kavcıoğlu’ndan önceki üç başkanın dört yıllık görev süreleri dolmadan kovulduğunu hatırlatan FT, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uzun süredir faizlerin düşük kalmasını istediğini ve faizin sebep enflasyonun netice olduğu yönünde alışılmamış bir teoriyi savunduğunu ifade etti.

YENİ BAŞKAN DÜŞÜK FAİZ YANLISI…

ABD merkezli finans ajansı Bloomberg, Erdoğan’ın düşük faiz savunucusu bir ismi TCMB Başkanı olarak atadığına işaret etti.

Beklentilerin üzerinde gelen faiz artışından iki gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Naci Ağbal’ı görevden aldığına dikkat çeken Bloomberg, Erdoğan’ın enflasyonun nedeni olarak yüksek faize işaret eden alışılmadık teorisini hatırlattı.

Yeni atanan başkan Şahap Kavcıoğlu’nun hükümet yanlısı gazete Yeni Şafak’ta köşe yazarı olduğunu hatırlatan Bloomberg, söz konusu gazetenin cuma günü manşetten son faiz kararını hedef alarak Ağbal’ın 83 milyon insana kulağını tıkadığını ve ekonomik büyümenin zararına ancak Londra merkezli sıcak para sahiplerinin yararına adım attığını yazdığını hatırlattı.

Bloomberg ayrıca, Kavcıoğlu’nun 9 Şubat tarihli yazısında, “Diğer ülkeler negatif faize sahipken Türkiye’de istikrarı yüksek faizde arayan köşe yazarları, bankacılar ve iş dünyası örgütlerini görmek üzücü” ifadelerini kullandığını ve Erdoğan gibi yüksek faizin enflasyona neden olacağı tezini savunduğunu aktardı.

PROF.KURUÇ: YOKUŞ AŞAĞI GİDİYORUZ…

Türkiye’nin önde gelen iktisatçılarından biri olan, uzun yıllar üst düzey devlet görevlerinde de bulunan Prof. Dr. Bilsay Kuruç, Merkez Bankası’nın (MB) son faiz kararını “Sıkışık bir vaziyet var, buna ihtiyaçları vardı” şeklinde yorumladı. Doları frenlemek, enflasyonu durdurmak için faiz artışı yapıldığını kaydeden Kuruç, şunları söyledi:

TEK SİLAHI FAİZ

“MB’nin elinde sadece, o da iyi ateş almayan faiz silahı var. İyi ateşlenemiyor, çünkü kararlar dış dünyaya geçti. Ateşleyebildiği kadar ateşliyor. Başka fren mekanizması yok. Ekonomik büyüklüklerin anlamı kalmadı. Yokuş aşağı gidişi durdurmak için frene basmak zorunda. MB, gelinen noktada mecburen kredileri feda ediyor. Enflasyondan çekiniyor. Çünkü en yüksek enflasyon Türkiye’de.”   

Bu tür kararlarla fon girişi arandığını, döviz hesaplarında çözülme umulduğunu ifade eden Kuruç, “Riskler büyüdü. Çözülme olmaz. Zaten onlar da beklemiyor. Yeniden hareketlenen kuru durdurmak istiyor, enflasyonist gidişten korkuyorlar. Kredi genişlemesi de durdurulmak isteniyor. Aslında buna muhtaçlar ama bıçak kemiğe dayandı. Artık herkes kendi bacağından asılsın noktasına geldik” diye konuştu.

Bugün Hazine’yi kurtarmanın da öne çıktığına atıf yapan Kuruç, şunu hatırlattı: “Geçen yıl Hazine tahvil çıkardı. Kamu bankalarına döviz aktarıldı. Onlar gidip bununla Hazine tahvili aldı. Dövizi teminat olarak MB’ye yatırdı. Böylece kredi açıldı. Geçen yıl böyle bir film seyrettik. Hazine bakımından da şimdi bu zorlaştı. Yeniden bu noktalarda aciz kalmamak için fren mekanizması devreye sokuldu.”

PAKETLER DEVAM EDER

Türkiye’nin büyüme ile istikrar arasına sıkıştığını da anlatan Kuruç, faiz artışı sonrası piyasanın “herhalde bunu yavaş yavaş indirecekler” diye bekleyeceğine, bunun için enflasyonun yükselmemesi gerektiğini ancak ortada “maliyet enflasyonu” olduğunu söyledi. 

Kuruç, şöyle devam etti: “O da neden, çünkü kıtlık ekonomisine girdik. İşler yavaşladı. Bu karar üzerine yeniden konkordato, iflaslar olabilir. ‘Herkes başının çaresine baksın ekonomisi.’ Geçen senenin büyük daralmasından sonra küçük çıkışlar olabilir. O zaman da ‘büyüdük’ diye reklam edilir.”  

Kuruç, ayrıca birkaç ay sonra bir ekonomik paket daha açıklanabileceğini vurgulayarak “Paketler ekonomisinde paket eksik olmaz. Türkiye’nin kaderi şudur ki paketleri yapanlar pek inanmazlar. İktidarın günü geçirmesi için yapılır” diye konuştu. Bundan sonra ekonominin “daraldıkça daralacağını”, işsizliğin artacağını kaydeden Kuruç, şuna dikkat çekti: “Normaldir. Ekonomi özel kesimle işliyor. Reel kapitalizmdeyiz. Kamu yatırım yapmıyor. Şimdi büyüme ikinci plana atılıyor. ‘Daha fazla daralmayalım ama durduğumuz yerde idare edelim. Aman döviz artmasın. Faiz artarsa idare ederiz’ yaklaşımı var.”

ÜNİVERSİTELİ GENÇ ‘ODACILIK’ İÇİN BAŞVURUYOR

Türkiye’de temel sorunun işsizlik olduğunu belirten Kuruç, genç nüfusun haline işaret ederek “insan zaiyatı ile işleyen ekonomi” yorumu yaptı. Kuruç, bugünkü ekonomi senaryosunda genç işsizliğe çözüm bulunamayacağını, iş bulamayan gençlerin “niteliksiz” kaldıklarını söyledi. Üniversite bitirenlerin “odacılık” için başvurduklarına dikkat çeken Kuruç, şunları söyledi: “Ekonomi, iş ve gelir yaratamıyor. Sen dünya ekonomisinin kararlarına kalmış bir ekonomisin. Dolarizasyonla işliyorsun. Dışarıdan gelecek para senin esas göstergen ve damarlarında akan kan haline geliyor.”