“VAHİM ENFLASYON” NEDEN KAYNAKLANIYOR?

Nisan ayı itibarıyla yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 17’yi, üretici fiyatlarında ise yüzde 35’i aştı. Durum oldukça vahim. Çünkü bir taraftan global enflasyonist baskılar artarken, bir yandan içeride yükselen kur ve kredi büyümesi ile beslenen enflasyonist riskler var.

Grafikte Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) enflasyonunun zaman içerisindeki evrimi görülüyor. İki serinin zaman içerisindeki başa baş seyrini çıplak gözle de rahatça görebiliyoruz

2006'dan bu yana tüketici ve üretici fiyatlarının seyri. .  .

TÜFE ve ÜFE enflasyonu arasında yüzde 90’lık korelasyona rağmen son dönemde aralarındaki makas neden açıldı? Söz konusu makas kur etkisinin ÜFE geçişkenliğinin daha hızlı olmasından etkileniyor. İlave olarak bir taraftan ikinci yılına giren pandemi, diğer taraftan giderek azalan destek paketlerinin sonucunda zayıflayan talebi yansıtıyor olabilir.

Çünkü zayıf talebin üzerine bir de fiyat artışı gelirse bu sefer satışların daha da düşmesi ve üreticinin daha da mağdur olması söz konusu olur. O nedenle üreticiler muhtemelen kapanma sonrası talebin görece yükseldiği bir dönemde nihai tüketici fiyatlarında yukarı yönlü ayarlamalar yapacaklardır.

Esas endişe verici durum belki de şu: Artan enflasyonist risklere karşılık giderek güvercinleşen bir Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) var karşımızda. Geçtiğimiz hafta yayımlanan enflasyon raporunda 2021 yıl sonu enflasyon tahmini yaklaşık 3 puan yükseltilerek yüzde 12,2’ye çıkarıldı. Bu revizyonun yaklaşık 2 puanının ithalat fiyatlarındaki artıştan geldiği belirtildi. Bunu Naci Ağbal’ın başkanlıktan alınması sonrası kurdaki artışın bedeli olarak görebiliriz. İlave olarak yarım puan kadar da yukarı yönlü “çıktı açığı” revizyonu yapıldı. Yani TCMB şunu demiş oldu:

  • Bir önceki döneme göre kurda bir artış oldu. Ben bunun sonucu 2 puan artan enflasyonu azaltmak için bir adım atmayacağım.
  • Bir önceki döneme göre daha gevşek bir tutum sergileyip ekonominin daha çok ısınmasına izin vereceğim.

Her enflasyon raporunda “Enflasyon şu ya da bu sebepten düşmedi” şeklinde gerekçeler gösterilebilir. Önemli olan o gerekçelerin neden bir türlü ortadan kaldırılmadığıdır.

alisveris

Enflasyonun düşmesi için maceradan uzak, denenmiş ve etkinliği kanıtlanmış politikalarla sabırlı bir duruş gerekiyor. Ancak giderek bu noktadan uzaklaşıyoruz.

Ne yapmalı?

Enflasyonu düşürmenin yolu acı reçete, yani “yüksek faiz” gerektirir. Çünkü yüksek faiz kuru düşürür, talebi aşağı çeker. Zayıf talep ortamında fiyat artışları da giderek azalır. Güven, koordinasyon, para ve maliye politikalarının bütünlük içinde çalışması durumunda bu süreç hızlanır. Reçeteyi içmemiz gereken süre kısalır.

Peki alternatif görüş? Faiz düşünce enflasyon düşmez mi? Faizin üretici için bir maliyet olduğu doğrudur. Ancak yapılan çalışmalar uzun vadede talep etkisinin maliyet etkisinden baskın çıktığını gösteriyor.

TL

Sanıldığının aksine, faiz ve enflasyon arasında pozitif bir ilişki tespit eden Neo-Fisherian görüş de bu temel prensiple tutarlıdır. Orada söylenen şudur:

  • Deflasyonist bir ortamda, enflasyonu yukarı çekebilmek için Merkez Bankası faiz düşürür (yani enflasyonu artırabilmek icin faiz düşürülür)
  • Deflasyonist ortam uzun sürerse, yani enflasyondaki azalış ve akabinde gelen faiz indirimleri uzun süre bir arada gözlemlenirse, bir süre sonra piyasalar Merkez Bankası faiz düşürdüğünde “demek ki Merkez Bankası enflasyonun daha da çok düşmesini bekleyip önlem alıyor” diye düşünüp enflasyon beklentilerini aşağı çekerler
  • Prof. Dr. Selva Demiralp
  • Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi çalışmasından özetlenmiştir
  • https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-56972702